zazaki.net
21 Temmuze 2017 Îne
Girdîya Karakteran : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
19 Oktobre 2014 Yewşeme 20:06

ŞENGAL MAĞDURLARI KAMPINDA

Roşan Lezgîn

Bugün Şengal mağdurlarının kaldığı Diyarbekır’deki kampa gittik. Daha önce, 02 Ekim 2014 günü Bağlar Belediyesi Meclis üyesi sevgili Felat Özsoy’la gitmiştik.

Bilindiği gibi daha çok Suriye’deki karışıklıktan ortaya çıkan vahşi örgüt IŞİD, bu yıl Haziran ayı başlarında Irak ordusuna ait ağır silahlarla birlikte tüm Musul’u ele geçirdi. Hiç durmadan güneye yönelip, Bağdat’a doğru ilerleyişine devam ederken, bir ay sonra, yani Temmuz ayı başında sürpriz bir manevra ile aniden Musul’un kuzeyi ve doğusundaki Kürt topraklarına saldırdı. Önce, Irak merkezi hükümetinin kontrolündeki, Êzidî inancına mensup Kürtlerin merkezi olan Şengal kasabası ve çevresine saldırarak tam bir jenosid uyguladı. Şengal’den kaçabilenler ise dünyanın gözü önünde ağır bir trajedi yaşadı.

Birleşmiş Milletlerin hazırlayıp geçenlerde yayınladığı Êzidî Raporu’na göre dağda uzun süre mahsur kalarak, yolda veya başka yerde ölenlerin dışında en az “5 bin erkek IŞİD tarafından katledildi, 5 ile 7 bin arasında kadın kaçırıldı, 350 bin kişi de yerinden edildi”. İşte bu yerinden edilen nüfusun büyük çoğunluğu, IŞİD saldırılarından dolayı açılan koridorlardan yürüyerek Güney Kürdistan’ın başta Duhok, Zaxo olmak üzere Hewlêr ve diğer illerine yerleşti. Ama daha sonra yaklaşık 13 bin kadar kişi Habur Sınır kapısından veya başka yerlerden yürüyerek Şirnex ve Diyarbekır’e ulaştı.

Diyarbekır’deki kamp yeri, Mardin yolu üzerinde, 17. Km’deki Piknik Alanı. Bu kampta kalan Şengal mağdurlarının sayısı 5500 civarında ama geliş gidişlerden dolayı rakam değişebiliyormuş. 2 Ekimde gittiğimde derlediğim bilgilere göre kampta 850 aile çadırlarda yaşıyordu, 100 kadar aile için ise henüz çadır temin edilememişti. Kampta yer olmadığından bir kısım aileler belediyelerin bakması şartıyla Ergani, Lice, Çınar ve Silvan gibi ilçelere gönderilmiş.

Kampta erkek nüfusu çok az, büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. Diyarbekır’deki kampa devlet değil belediyeler bakıyor; Büyükşehir Belediyesi ile merkez ilçe belediyeleri aralarında taksim etmişler. Örneğin Büyükşehir Belediyesi 2000 kişinin bakımını üstlenmiş, diğerlerini de sırayla Bağlar, Kayapınar, Yenişehir ve Sur Belediyesi aralarında paylaşmış. Kamp içi hizmetin bir kısmı Şengal mağdurlarından ücretli olarak istihdam edilen genç görevliler tarafından yapılıyor ama idare ve diğer önemli görevler Diyarbekır belediyeleri tarafından yürütülüyor. Örneğin yemek, büyük mutfakta belediye personeli tarafından pişiriliyor ama dağıtımını istihdam edilmiş görevliler yapıyor.

Kampta genel hizmete sürekli açık banyo, lavabo, çamaşırhane ve revir mevcut. Devlet veya devletin yerel yetkilileri uzun süre mülteci kimliği vermeyi umursamamış ama daha sonra yavaş yavaş kimlikler dağıtılmış. Fakat Sağlık Bakanlığı, mülteciler konusunda hastanelerle herhangi bir protokol imzalamadığından sağlık hizmetinden yaralanamıyorlar. İlaç veya diğer sağlık giderleri yine ya belediyeler aracılığıyla ya da gönüllü hizmetler sonucu çok kısıtlı olarak karşılanabiliyor. Her ne kadar geçici kimlikler verilmiş olsa da herhangi bir mülteci hakkından da yararlanmış değiller.

Bugünkü gidişimiz, İstanbul’dan bir grup arkadaşın 0-5 yaş arası çocuklar için gönderdiği elişi kıyafetlerin dağıtımı içindi. Bunun da hikayesi şu şekildedir. Ümran Düşünsel, 27 Ağustos’da Facebook’da “Önümüz kış malum. Kışı mülteci kamplarında geçirmek zorunda kalacak bebekler için hırka, yelek, bere, patik vs örelim ulaştıralım diye bir düşünce geçti aklımdan. Katılmak isteyen olur mu arkadaşlar?” şeklinde bir mesaj paylaşıyor. Başta Meral Göker olmak üzere, Nadiye Kılıç, Mehmet Uzun, Büşra Akova, Ahmet Büke, Nevber Özbay, Nuriye Kırtız, Hürriyet Doğan, Kader Tunç, Cansu Zımba, Seda Yazıcı, Ayten Tezcanlı, Süheyla Avcıoğlu, Barış Çakır, Münevver Oktay, Sena Karakaya, Yasemin BlancMükerrem Düşünsel ve Diyarbekır’den katılan Rozerin Okçu sevgili Ümran’ın çağrısına önce ses, sonra da emek vermiş bu güzel insanlar. Hepsinin yüreğine ve eline sağlık.

Öyle tır, kamyon dolusu değil elbet ama “Bu kış Şengal’li bebekler üşümesin,” diye ilmek ilmek dokudukları örgülerin motifi hep aynı: Sevgi.

Bu mütevazi, çam sakızı çoban armağanı kampanyanın bitiminde tüm örgüleri tek tek paketlenmiş, (63 paket) üstlerine hangi yaş grubuna uygun olduğunu belirten etiketler yapıştırılmış, nazar boncukları dahi eklenmiş halde Diyarbakır’a yolcu edilmiş. En önemli ayrıntı, yani etiketlerdeki notu unutuyordum az kalsın. Notta Kürtçe olarak: “EM JI TE PIR HEZ DIKIN ZAROK” yani “SENİ ÇOK SEVİYORUZ ÇOCUK” yazılarak.

İşte, kendileri adına bunları dağıtmak için ikisi bayan dört arkadaş hep birlikte kampa gittik.  

Dağıtımla ilgili birkaç şey daha ekleyip bitirmeden önce ve unutmadan, başta sevgili Ümran olmak üzere emeği geçen herkese Şengalli çocuklar adına teşekkür ediyorum.

Yine yardımların ulaşmasında bize yardımcı oldukları için Bağlar Belediyesi Meclis Üyelerinden sevgili Felat Özsoy ve Selma Sürer’e, yine sevgili Mehmet Fırat Ağırmatlı’ya ayrıca çok teşekkür ediyorum.

Ana dağıtım deposu dışında her belediye dışardan gelen bireysel veya kurumsal mütevazı yardımlar için kendine ait bir erzak ve yardım dağıtım çadırı kurmuş. Bu çadırlarda biriken malzemeler, yerel görevlilerin tespit ettiği veya bizzat ihtiyaç sahiplerinin müracaat ve talepleri üzerine dağıtılıyormuş. Ama biz, o şekilde değil de bizzat dağıtmak istedik. Niyetimiz hem içimiz rahat etsin hem de bu şekilde mağdurları daha yakından görmekti. Bağlar Belediyesinden sevgili Mehmet Fırat, mağdurlardan iki görevli ve yine bizim gibi kampı ziyaret eden Diyarbekır’den bir öğretmen arkadaşla dağıtmaya başladık. Yarısına kadar çok güzel, tam istediğimiz gibi dağıttık ama yardım dağıtıldığını gören çocuklar etrafımızdan çoğalınca biraz zor durumda kaldık açıkçası. Tabi çok doğal karşıladık, kampta sadece 0-5 yaş arası 900 kadar çocuk var. Hepsi de elbiseye, ayakkabıya muhtaç.

Yardım toplama ve dağıtma konusu her zaman her yerde problemlidir, suistimallere açıktır. Ama kanımca ne olursa olsun belediyelerin oluşturduğu toplama ve dağıtma şeklindeki havuz sistemi sanki daha emniyetli ve sağlıklı görünüyor gibi.

Şengalli Kürtler, yabancı diyarlarda değil Kürdistan’da, bereketli Diyarbekır diyarında Kürt kardeşlerinin sıcak ve şefkatli kolları arasında olsalar bile yine de onların doğup büyüdüğü yer Kutsal merkezleri Laleş’in hemen karşısındaki Şengal’dir. Dilerim en kısa zamanda yaralı Şengal insanlıktan uzaklaşmış vahşilerin elinden kurtarılır, gerçek sahipleri olan Êzidî kardeşlerimiz tekrar evlerine, gerçek yuvalarına döner.

Na xebere 1386 rey wanîyaya
No nuşte hema şîrove nêbîyo.