zazaki.net
20 Oktobre 2017 Îne
Girdîya Karakteran : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
17 Gulane 2010 Dişeme 12:01

Rencber Ezîz Üzerine

[Yazı]
Seyîdxan Kurij

 

Ezîz lawikûn vûn’
Lawik’ weş î
Vêng Ezî imo zafîn gueşî.
Ezîz, lacî Filît Dorêşî
We Ezo, wê Ezîzo!
Nîye pîs o nîye temîz o!
Şarî r’ wisar o, tu r’ payîz o!”

“Ezîz türküler söyler,
Güzeldir türküler,
Ezîz’in sesi gelir çoğunun kulağına.
Ezîz, Filit Doreş’in oğludur,
Vay Ezîz, vay Ezîz!
Ne kirlidir, ne temiz!
Herkese ilkbahar, sana sonbahar.


Yıllar önce Çapakçur mıntıkasında modern bir ozan, Kürtçenin Zazaca lehçesiyle kılamlar dillendirdi. Tüm unsurlarıyla bir Bingöl dengbêji olan bu değerin yerini bugüne kadar kimse dolduramadı. Geçmiş zamandan bugüne kılamlarıyla dokunan bu değerin, nam-ı diğer, Rencber Ezîz’in tanınmasında biraz payım olsun istedim.

Rencber Ezîz, 01. 01. 1955’te Çewlîg’in Wisifan (Türkçede Akpınar olarak değiştirlmiş) köyünde dünyaya geldi. Resmi kayıtlarda adı Mehmet Hanefi Berdibek olarak yazılan Rencber Ezîz, henüz bir yaşındayken yörede salgın bir göz hastalığına yakalandı. Doktorsuz ve ilkel koşullarda gözlerine müdahale edilen Ezîz, bir sene içinde tüm görme yetilerini kaybedip hayatı siyah bir pencereden izlemeye koyuldu.

Oğlunun kör olduğu yıl, babası, ailesini alıp Bingöl’e yerleşti. Şimdilerde Yeni Mahalle olarak bilinen Dereyê Kasaran mıntıkasında büyüyen Rencber Ezîz, 1968 yılında Kur’an dersleri almaya başlayıp birkaç senede Kur’an hafızı oldu. Annesini 1971 Bingöl Depremi’nde kaybeden Rencber, 1972 yılında İstanbul’a giderek Çemberlitaş Mevlidhane Okulu’nda okumaya başladı. Aynı yıl Görme Engelliler Cemiyeti’nde okuma-yazmayı öğrenip, cemiyet okulunda müzikle tanıştı. Bir süre müzik eğitimi alarak saz çalmayı öğrenen Rencber, arkadaşlarıyla beraber turnelere çıkarak konserler verdi.

Yukarıda kısaca hayat hikâyesini yazdığım Rencber Ezîz, gerçekten Bingöl yöresinden yetişen modern anlamda ilk Kürd ozanıdır. Ondan önce gelen ozanlar çoğu zaman sadece klasik metotlar ile klasik halk kılamları söylemişler ve genelde yerel kalmışlar. Bence bunun nedeni Ezîz’in ilk defa toplumsal olayları, daha doğrusu bu çağın sorunlarını ve bizim toplum için yakıcı bir sorun olan ulusal sorunu anlatmada Kürtçenin Zazaca lehçesini müzik dili olarak kullanmasıdır. Bizim toplumda yaşanan önemli olaylar için (Aşiret kavgaları, afet, ölüm vb.) kılamlar yazılır ve bu kılamlar çoğu zaman anonimleşerek ölümsüzleşir. Fakat modern müzik yöntemleri kullanılmadığı için genellikle o kılamları yaratan ozanlar da, eserleri de yerel kalmışlar. Ezîz, bu yerelliği aşarak modern anlamda Zazaca Kürtçesiyle söyleyip çalan bir sanatçı olarak kendisini kabul ettirdi. Ben bu yazıda daha çok Ezîz’in hangi şartlarda yaşadığı ve çalışmalarını hangi sosyo- ekonomik ve toplumsal koşullarda yaptığını, bu ortamın ürünleri üzerindeki etkisini işlemeye çalışacağım.

Sevgili Ömer (Ömer Berdibek) benden Esmer dergisinin Rencber Ezîz dosyası için yazmamı rica edince, hiç tereddüt etmeden kabul ettim. Zira ben daha önce 1997’den beri bir grup arkadaş ile Kırmanca (Zazaca) yayınladığımız Vate dergisinde Ezîz üzerine bir yazı yazmıştım. Burada özelikle “Şûno Şûno” parçasını incelemiştim. Bu dosyada benim dışımda birkaç Bingöllü genç şair ve yazar da Ezîz üzerine yazacaktır. Ben Ezîz ile aşağı yukarı aynı kuşaktan olan biri olarak onun içinde yaşadığı toplumsal–politik atmosferi ve bu atmosferin eserlerine yansımasını incelemeye çalışacağım. Aramızda yaş farkı olmasına rağmen ikimiz de 78 kuşağındanız. 1975–1980 birçok açıdan Türkiye’nin ve Kuzey Kürdistan’ın en hareketli yıllarıdır. Diğer taraftan bu yıllar Kuzey Kürdistan’daki Kürt ulusal özgürlük hareketi için son derece önemli bir zaman dilimidir. Çünkü TKDP 1965’te kurulmasına rağmen bugün Kürt siyasi arenasında aktör olan hemen hemen bütün yapılar 1975-1980 yılları arasında ortaya çıktılar. Ezîz’i bu sosyo–politik ortamdan soyutlayarak tanımlayamayız. Onun için ben bu yazımda bu yönü ile Ezîz’i anlatmaya çalışacağım.

Yukarıda Ezîz’in 1972’de arkadaşları ile turnelere çıktığını yazmıştım. Bu yıllarda ülkede henüz 1968 kuşağının ve 12 Mart askeri darbesinden sonra yaşananların etkisi vardı. Müzik alanında da Türk halk ozanlığı geleneğinden gelen fakat müziğe politik bir anlam yükleyen Aşık İhsani ve Aşık Mahzuni gibi halk ozanlarının etkisi vardı. Bu ozanlar özelikle TİP’in organize ettiği etkinlikler ile sol gençlik üzerinde önemli bir etkiye sahipti. Ezîz, önceleri bu ozanların etkisindedir ve turnelerde bunların parçalarını, daha sonra Selda Bağcan’ın eserlerini seslendirir.

Ezîz, Bingöl gibi henüz feodalizmi aşamamış ve bundan dolayı toplumda bazı geri batıl inançların etkin olduğu bir toplumda yetişmiş biridir. Gençliğinde Kur’an kursuna giden ve hafız Kur’an olan Ezîz daha sonra giderek sol düşünce ile tanışır. O dönemde bazı solcular çok yoğun modernist–pozitivist düşüncenin yani jakobenizmin ve özellikle Fransız ekolu laisizmin etkisi altındadır. Bu düşünceye göre bizim gibi toplumlardaki sorunların esas nedeni geri feodal yapı ve biraz da dindir. Dolayısıyla bunların temsilcileri ağa, şeyh ve din hocalardır. Ezîz’in etkilendiği Türk halk ozanlarında da bu özelik belirgindir.

Ezîz ile medrese kökenli Kürt şairleri arasında bu yönlü paralellikler vardır. Örneğin çağımızın en büyük Kürt şairlerinden Cegerxwîn de böyle bir serüven yaşamıştır. Bilindiği gibi Cegerxwîn medresede okumuş ve bir sürede imamlık yapmıştır. Ancak Cegerxwîn, bir süre sonra sol düşünce ile tanışmış, hatta Suriye Komünist Partisi’ne üye olmuştur. Cegerxwîn bu ilk dönem şiirlerinde en çok ağa, şeyh ve mollaları eleştiriyor, neredeyse bütün olumsuzlukların müsebbibi olarak onları görüyor. Ancak Kürt ulusal hareketi içinde yer aldıktan sonra sorunların asıl nedeninin sömürgecilik olduğunu görüyor. Ezîz’in de ilk dönem eserlerinde bu özelik çok belirgindir.

Örneğin, bir kılamında şöyle diyor:

Lorî lorî mala lorî,
Lorî lorî muftî lorî,
Lorî lorî şêxê mi lorî,
Mela malayê dewê ma yo,
Ma dûn ci fitrûn û zika yo,
La cay kêlî dadî ma yo?!
Lorî lorî mala lorî.


Böyle devam ederek imam, müftü, şeyh ve hacıları eleştiriyor.
Ezîz Bingöl’e geldiğinde kendisini ciddi bir politik kavganın içinde bulur. Bilindiği gibi 1965’lerde başlayan ve 1970’lere dek DDKO ile legal alanda da etkisini gösteren Kürt hareketi 1972 darbesi ile kesintiye uğramıştı. İşte kesintiye uğrayan bu toplumsal ve politik hareketlilik 1974–75’te tekrar toparlanmaya başladı. Bu yıllarda önce 1974’te, Bingöl’de Bin–Genç–Der adında bir gençlik ve kültür derneği kuruldu. Derneğin kurucularının çoğu TKDP sempatizanı gençlerdi. Bu dernek hem kültür alanında çalışmalar yürütüyordu hem de Kürdistan’ın tarihi, ulusal sorun vb. konularda seminerler organize ediyordu. Derneğin çalışmaları göze battığından, kısa bir süre sonra dernek basıldı. Bu baskında, sözüm ona, dernek lokalinde yasaklanmış yayın bulunduğundan dernek kapatıldı ve derneğin yöneticilerinden Hişyar Ağaoğlu ceza aldı.

Daha sonra, hemen hemen bütün Kürt siyasi örgütleri legal–demokratik alanda TÖB–DER, TÜM–DER, SAĞLIK-DER ve DHKD gibi kuruluşlarla politik alanda örgütlenmeye başladılar. Diğer taraftan ırkçı-faşist hareket de Bingöl’de örgütlenmeye başladı. O dönemde Elazığ ve Erzurum Kürdistan’da hatta Türkiye’de faşist hareketin en önemli merkezlerindendiler. Bingöl bu iki ilin arasında yer alan bir bölge olarak faşist hareket için önemli bir yerdi. Bundan dolayı hem Elazığ’daki hem Erzurum’daki faşistlerin yardımı ile faşistler Bingöl’de etkin olmaya çalışıyordu. Türkiye’nin bir çok ilinde olduğu gibi Bingöl de giderek bir çatışma ortamına sürüklendi.

İşte Ezîz kendisini böyle bir ortamda buldu. Gerek sivri zekâsı ve insan–ozan duyarlılığı gerek Kürt kimliği ve özelikle bölgedeki 1925 Şeyh Said hareketinin etkinliği ve bu yaşanmışların bizim nesil üzerindeki etkileri dolayısıyla, Ezîz, hiç tereddüt etmeden Kürt hareketinin saflarında yerini aldı. Birçok yurtsever arkadaş edinen Rencber, görmeyen gözleriyle tüm yurtsever toplantılarına katılıp dinlediği her şeyi hafızasına kaydetti. Kalabalık sohbet ortamlarında doğrularını anlatıp o sıralar meydana gelen tüm önemli olaylar için besteler yaptı. Mehmet Hanefi Berdibek’i Rencber Ezîz yapan ve ölümsüzleştiren, bu kavgada aldığı tavır ve bu politik tavrını sanatında kullanmasıdır.

Bu aşamadan sonra artık Ezîz’in eserlerinde de Cegerxwîn de olduğu gibi asıl hedef sömürgeciliktir.

Örneĝin “Pirode Dezay Mi Pirode” adlı parçada şöyle diyor:

Ma rûmênî yi gênî,
Ma xêbityenî yi wênî,
Inî lac’ kutkûn ma ra se vûnî
Pirode biray mi pirode, pirode dezay mi pirode.
Piryedên biray mi piryedên, piryedên dezay mi piryedên.

Cendirme, polîs mepersên,
Siqîyunetim ra metersên,
Tifing xwi bîgir xwi desti,
Pirode apê mi pirode, prode kekê mi pirode.
Piryedên biray mi piryedên, piryedên dezay mi piryedên.

Kirdûn Xarpêt gureto,
Dîyarbekir paytext o,
Kirdûn Xarpêt gureto,
Dîyarbekir paytext o,
…… hurîyet o
Pirode apê mi pirode, pirode dezay mi pirode.
Lêxe bavê mi lêxe, lêxe kekê mi lêxe.

Kurdîstan cennêt kurdûn o,
Êr ruej ruêj’ cûmîyerdûn o,
Wa cûmîyêrd vîyêc meydûno,
Pirode biray mi pirode, pirode dezay mi pirode.
Piryedên biray mi piryedên, piryedên dezay mi piryedên.


Burada, bir taraftan güncel bir problem olan sıkıyönetim işleniyor diğer taraftan daha önce belirttiğimiz gibi Bingöl ve çevresinde derin etkiler bırakan 1925 Kürt hareketine gönderme var. Ayrıca Kürdistan Kürtlerin ülkesi olarak tanımlanıyor. Bu sanırım Zazaca dengbêjlik geleneğinde bir ilktir.

Aşağıda bu dönemde yaşanan bazı olayları Ezîz’in kılamları ile vermeye çalışalım.

Yukarıda anlattığımız gibi 1975’ten sonra faşist hareket de Bingöl’de örgütlenmeye başladı. Tabii ki bazı Bingöllü Kürt anne ve babadan olan gençler de bu Türk ırkçısı hareket içinde yer aldı.

Ezîz, bir müziğiyle bunlara şöyle sesleniyor:

Ma zaf firset da tirkûno,
Tirkûn guret cay kurdûno,
Ma zaf firset da tirkûno,
Tirk hê wên petrol kurdûno,
Yin ma tepîşt êşt hepsûno,
Şima nêva çi ra, çi ra!
Yin ma tepîşt êşt hepsûno
Ti nêpersay çi ra, çi ra!
Hero çi ra, çi ra, çi ra?
Ti bî faşist Ehmo bira!
Hero çi ra, çi ra, çi ra?
Ti bî faşist Kazo bira!


Uzun olan bu parçada Ezîz, birlikte büyüdüğü, akraba oldukları, sokaklarda birlikte oynadıkları Kürt gençlerin neden Kürt hareketine karşı konumlandığını sorguluyor ve bunu sorgularken Kürdistan’ın sömürge olduğunu vurguluyor.

Ezîz’in yaşadığı dönemde Bingöl’de önce Cihat Elçi sonra İdris Ekinci ve da sonraları ise onlarca yurtsever Kontra–Gerilla destekli faşistler tarafından vuruldu. Çoğu Ezîz’in can ciğer arkadaşı olan bu Kürdistan şehitleri için Ezîz klasikleşmiş “Şûno Şûno” parçasını yaptı. Aradan 30 yıl geçmesine rağmen Ezîz’in çok derinlerden gelen duygular ile ve ta içinden duyarak söylediği bu parça hala 78 kuşağını hüzünlere gark eder ve deyim yerindeyse hüngür hüngür ağlatır.

Şûno şûno, bira şûno,
Şûno şûno, heval şûno,
Îdrîs şûno, Cîhat şûno,
Şakîr şûno, bira şûno,
Ez bermeno, şima r’ vûno.

Xeber amey xebera pîs,
Cîhat dima kişîya Îdrîs,
Heval ma yî marksîst–lenînîst,
Şûno şûno, bira şûno,
Ez bermeno, şima r’ vûno.

Şûno şûno, keko şûno,
Adir kot zerey daykûno,
Dêrd hevalûn dêrd girûn o.

Faşîst bîyo, veciyay texto,
Heval Şakîr girot berdo,
Ezîz vûno, “Kurd cûmiyerd o.″
Şûno şûno, bira şûno,
Şakîr bira avûkatî pêşmergûn o.

Şûno şûno, keko şûno,
Bira şûno, heval şûno,
Ez bermeno, şima r’ vûna.


Burada önemli olan bir husus da şudur. Bugün bile Türkiye’de birçok Kürt genci “Pêşmerge” deyince sadece Güney Kürdistan’daki savaşçıları, hatta oradaki bütün halkı anlıyorken, Ezîz’in o yıllarda “Pêşmerge” kavramını doğru olarak bütün Kürt militanları için kullanmasıdır. Çünkü “Şakîr bira avûkatî pêşmergûn o” derken kastettiği o yıllarda Bingöl’de tutuklanan Kürt yurtseverleridir.

Rencber Ezîz, bir taraftan sıkıyönetimin gelmesi ile artan devlet baskısı diğer taraftan faşist güçlerin açık teröründen dolayı Almanya’ya gitmek zorunda kaldı.

Yurt dışına çıkışını “Ezo Bira” adlı kılamında anlatıyor. Bazı kaynaklara göre bu kılamı Ezîz’in kız kardeşi kasette okuyup ona Almanya’ya göndermiş. O yıllarda Almanya ile Kürdistan arasında kaset doldurup göndererek haberleşmek yaygındı.
Kılam şöyledir:

Ezo bira, Ezo bira, çi ray neşin ti ma vîr ra.
Waxto g’ bira tu radawo, ti nimitîk şi Almanyayo.
Tu qey ma ra çîk nivawo? Ezo bira, Ezo bira!
Ezo bira, Ezo bira, çi ray neşin ti ma vîr ra.
Ê de şar şin Almanyawo, gêrên a, hêna yêno.

Ezo bira ti qey nênî? Ezo bira, Ezo bira!
Ti yo hew şî, ti hin nênî, Ezo bira, Ezo bira.
Ezo bira, Ezo bira, çi ray neşin ti ma vîr ra.


Rencber Ezîz, 1980 faşist cuntasından önce Almanya’ya gitmişti. Bilindiği gibi askeri faşist cuntanın iş başına gelmesinden sonra binlerce Kürt yurtseveri Türk devrimcisi yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. Ezîz, bu olayları da kendi şahsında şöyle anlatıyor:

Ez keno dehwey sîyasetî,
Nûmê Ezê mi kot hukmatî,
Vûn Ez remawo, şîyo Binxetî
We Ezo, wê Ezîzo!
Nîye pîs o, nîye temîz o!


Bilindiği gibi bu yıllarda duvarlarda uzun uzun arananlar listesi olurdu ve yurt dışına çıkmak zorunda kalan Kürt yurtseverlerinin çoğu “Binê Xete” denen Güney Kürdistan ve Güney Batı Kürdistan’a gitmek zorunda kaldılar.

Almanya’da kaldığı yıllarda çalışmalarını profesyonelce yürüten Ezîz, birçok Kürt gecesinde sahne aldığı gibi yurtdışında yürütülen politik mücadeleye de omuz verir. Özelikle 12 Eylül askeri faşist cuntasına karşı ve Halebçe gibi Kürt katliamlarına karşı düzenlenen bütün etkinliklerde yerini alır.

İşte o klasikleşmiş Way Way Nînaadlı parçasını bu arada besteler.

Evrên şima biyû hêr ma,
Ûmo kot miyûn kêber ma,
Pat pênî alinçêr ma.
Miletê ma sêy vêr nîyo,
Rencber, gay xwi bid tifing bîger.
Xelasê faşîst çîn a,
Nînna nînna nînna!
Şima vînên senîn a,
Nînna nînna nînna!


Burada, cuntanın başı Kenan Evren’in şahsında egemen yönetime bir meydan okuma var.

Ezîz, Almanya’da olduğu süre boyunca Almanya’nın Hannover kentinde yaşadı. Bingöl’de olduğu gibi burada da yurtsever dostlarıyla birlikteydi. Politik mülteciler dışında Almanya’da hayli kalabalık bir Bingöllü işçi kitlesi ve ekonomik mülteci de yaşıyordu. Ezîz’in halk ile de çok iyi ilişkileri vardı. Ondan dolayı o sadece kendi şehrinde kalmazdı. Bingöllülerin yoğun oldukları Hamburg, Bremen, Köln, Essen Duisburg gibi şehirlerde de kalırdı. Ezîz’in bu dostlarından biri de Bingöl’den kadim dostu Ramazan Adıgüzel idi. Ramazan (Remo) da Hannover’de yaşıyordu. Ramazan Adıgüzel, 3 Mayıs 1987’de Hannover’de trajik bir şekilde öldürüldü. Ezîz’in dillere destan olan parçalarından biri “Birawo, Birawo” Ramazan Adıgüzel içindir:

Birawo, birawo, birawo, birawo,
Birawo, birawo, birawo, birawo!
Zerre û cîgêr mi tu r’ helyawo, birawo, birawo!
Zerre û cîgêr mi tu r’ helyawo, birawo!

Ti ma het bî hela bîn, birawo, birawo!
Çîçekê Koyê Şerefdîn, birawo, birawo!
Wilay mi nêzûna ez tu hûney kûmca vîn, birawo, birawo!
Zerre û cîgêr mi tu ri helyawo, birawo!


Yukarıda örneklerini sıraladığımız eserleri dışında Ezîz’in klasikleşmiş birçok aşk kılamları daha vardır. Ezîz’i ölümsüz kılan bir özelliği de kendi dilini iyi bilmesi ve Zazaca’daki halk deyimlerini yerinde kullanmasıdır. Ayrıca imgeleri çok yerinde ve ustaca kullanmıştır. Çoğu zaman ajitatif bir dil kullanmıştır. Bu da yaşadığı döneme özgü bir yöntemdir.
Ozanımız Rencber Ezîz, Kürtçe (Zazaca ve Kurmancca) ve Türkçe birçok çalışma yapmasına rağmen profesyonel olarak çıkarabildiği tek bir kaseti vardır. “Hesreta Azadî (Özgürlük Özlemi)” adında çıkardığı kaseti çok ses getirmiştir. Hâlâ birçok Bingöllünün ezbere bildiği kılamları dilden dile dolaşmaktadır.

1978 yılının sonunda Almanya’ya giden Rencber Ezîz, 31.07.1988 günü Almanya’nın Hannover kentinde yüksek bir binanın üzerinden aşağı düşüp hayatını kaybetti. Bugüne kadar ölümünün üstündeki sır perdesi aralanamayan Ezîz, kendisi için yazdığı şu mısralarla hafızalara kazındı:

“Ezîz lawikûn vûn’
Lawik’ weş î
Vêng Ezî imo zafîn gueşî.
Ezîz, lacî Filît Dorêşî
We Ezo, wê Ezîzo!
Nîye pîs o nîye temîz o!
Şarî r’ wisar o, tu r’ payîz o!”

Ezîz türküler söyler,
Güzeldir türküler,
Ezîz’in sesi gelir çoğunun kulağına.
Ezîz, Filit Doreş’in oğludur,
Vay Ezîz, vay Ezîz!
Ne kirlidir, ne temiz!
Herkese ilkbahar, sana sonbahar.


Ezîz’in kasetinde yer almayıp söylediği ortamlarda arkadaşları tarafından kasetlere kaydedilen birçok eseri de bugüne kadar yaşamayı başarmıştır.

Rencber Ezîz’in seslendirdiği anonim kılamlar dışında seslendirdiği kılamların çoğunun söz ve besteleri kendisine aittir. Ancak o zamanlar Bingöl Yeniköy’de yaşayan rahmetli Şeyh Mehdi Özsoy’un bazı şiirlerini de bestelemiştir.

Rencber Ezîz’in klasikleşmiş eserlerinin bundan sonra da yaşayabilmesi için bu eserlerin yayınlanması çok önemlidir. Her biri tarihi belge niteliği taşıyan Rencber Ezîz kılamlarının yaşatılması tarih adına da önemli bir ödevdir.

__________

Kaynak: http://www.rizgari.com/modules.php?name=Rizgari_Niviskar&cmd=read&id=2056

Not: Yazı redakte edildikten sonra yayımlanmıştır. (Zazakî.NET)

Na xebere 5233 rey wanîyaya
No nuşte hema şîrove nêbîyo.