zazaki.net
21 Sibate 2020 Îne
Girdîya Karakteran : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
15 Sibate 2020 Şeme 09:24

Ludwig Paul: Zazalar Kürd, Zazakî Kürdî Bir Dildir

Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdî bir “dil” olduğunu, her dil bir millettir teorisinin doğru olmadığını, bir milletin birçok dilinin olabileceğini söyledi.

Prof. Dr. Ludwig Paul, Almanya’da, Hamburg Üniversitesi’nde öğretim görevlisidir, İranologdur. Kürtçe üzerine çalışmaları, yazıları vardır. Daha önce yazılarını, röportajlarını okumuştum. Geçen yaz, iki gün arka arkaya uğramıştı, kendisiyle tanışmış, sohbet etmiştik.

14.02.2020 tarihinde, Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesi’ne bağlı bir enstitü sınıfında, “The History of Iranian Languages” başlıklı bir sunum yaptı. Öğretim görevlisi bir arkadaşın daveti üzerine biz de katıldık. Yaklaşık otuz kadar dinleyici vardı.

Profesör, sunumunda yedi-sekiz slaytta İrani dillerden yaklaşık kırk kadar sözcük karşılaştırarak Fonoloji (Sesbilgisi) açısından teknik bir şekilde kimi ses değişimlerini gösterdi, buna Morfoloji (Biçimbilim) açısından da birkaç örnek ekledi ve bu şekilde İrani dilleri nasıl tanımladıklarını anlattı.

Buna itiraz ettik. Sadece Fonoloji ve Morfoloji açısından birkaç örnek üzerinden diller tasnif edilemez, dedik.

Profesör, örneğin, S sesinin H sesine dönüşümünden söz ederken Kürtçe ve Farsça’da on sayısı olan “deh” sözcüğünü örnek vermişti, Zazakî’de bunun “des” olduğunu söylemişti. Biz de, Farça’da balık sözcüğünün “mahî” olduğunu ama Kürtçede (Zazakî, Kurmancî ve diğer tüm lehçelerde) “Mase/î” olduğunu söyledik. Dolayısıyla, dil üzerinde çalışanların, sadece kimi sözcükleri aradan seçerek, teknik açıdan değerlendirerek öyle birkaç ses değişimi üzerinden dilleri tanımlamalarının, kategorileştirmelerinin ve daha sonra da kimlik tayin edici zemin yaratmaya çalışmalarının doğru olamayacağını söyledik.  

Asıl olarak Kürtçe diyalektleri arasındaki ortak özelliklere hiç değinmeden, bu şekilde sözcük seçerek az sayıdaki farklılıklara odaklandıklarını söyledik. Kaldı ki, İrani diller arasında hem yoğun bir sözcük alışverişi söz konusu hem de ses değişiminin öyle sistematik olmadığını, istikrarlı bir ses farklılaşmasının mümkün olmadığını, konunun oldukça karmaşık olduğunu söylemeye çalıştık. Kürtçe’nin karakteristik bir sistemsel yapısının olduğunu, Kürtçe lehçelerine asıl bu açıdan bakılması gerektiğini söyledik. Örneğin, Kurmancî ve Zazakî lehçeleri Akuzatif ve Ergativ sistem açısından, buna bağlı olarak sade ve bükünlü olmadan kaynaklı çiftliliğin, diyelimki “ben” zamirinin “ez” ve “min” şeklinde iki formunun oluşu, yine, sözcüklerin eril, dişil ve çoğul olma özellikleri açısından bir elmanın iki yarısı olduğunu söyledik.

Prof. Ludwig Paul, sunumunu zayıf bir Kurmancî-Zazakî karışımı ile yaptı, arada, itirazlarımıza İngilizce cevaplar verdi. Arkadaşlar, tercüme etmeye çalıştı ama ne kadarını aktarabildiklerini bilemiyorum. Bu şekilde, dil konusundan dolayı, birbirimizi çok da sağlıklı bir şekilde anladığımızı, yeterli iletişim kurabildiğimizi düşünmüyorum. Ama kaba taslak, karşılıklı olarak ne düşündüğümüzü anladığımızı düşünüyorum.

Ludwig Paul, Zazaların Kürd olduğunu ve Zazakînin Kürdi bir “dil” olduğunu söyledi. “Her dil bir millettir” teorisinin nasyonalist bir düşünceden kaynaklandığını ve doğru olmadığını buna ekledi. Bunun çok geride kalmış bir düşünce olduğunu özellikle vurguladı. Bir milletin birçok dilinin olabileceğini, Türk dillerinin olmasını buna örnek gösterdi.

Biz de, Türkler, bütün dillerini “lehçe” olarak tanımlamış, “uzak lehçe” ve “yakın lehçe” şeklinden kategorileştirmiş olduklarını anlattık. Ludwig Paul, Türkolog olmadığını ama Türklerin metodunun yanlış olduğunu söyledi.

Biz, buna da itiraz ettik, bunun kriterinin ne olduğunu açıklamasını söyledik, Türklerin kendi dillerini tanımlamalarının nasıl yanlış olşabileceğini sorduk. Cevaplayamadı.

Biz, dilbilimsel çalışmalarda yöntemlerin ve buna bağlı olarak tanımların da kesin olarak doğru olmadığı gibi yanlış da olmayabileceğini söyledik. İşte, her dilbilimcinin, her milletin kendince bir tarifi olduğunu, kendini ve dilini kendine göre tanımladığını, tanımlayabileceğini söyledik.

Ludwig Paul, bunun doğru olduğunu, eğer istersem Amerika’da konuşulan İngilizceyi Almancanın bir lehçesi olarak da kanıtlayabileceğini söyledi. Ama metot konusunda, Mackenzie’nin çok iyi bir dilbilimci ve İranist olduğunu, hocası olduğunu, hayatı boyunca tek bir kişiye doktora verdiğini, o da kendisi olduğunu söyledi. Mackenzie’nin metoduna güvendiğini, inandığını söyledi.

Biz de, hocası olduğundan ve kendisine doktora verdiğinden dolayı duygusal olarak Mackenzie’nin metoduna, görüşlerine bağlanmış olabileceğini söyledik.

Sonuç olarak, Prof. Dr. Ludwig Paul’un uyguladığı metodun dilleri tanımlamada yeterli olmadığı, olamayacağını, ikna edici olmaktan çok uzak olduğunu gördük ve ilettik. İngilizce olarak verdiği cevapta, eğer yanlış tercüme edilmemişse, kendisinin kullandığı metoda yanlış denilmesini umursamayacağını söyledi.

Fonoloji ve Morfoloji esas alınarak seçilmiş birkaç uç örnek üzerinden diller tanımlanamaz. Doğrusu, bunlarla birlikte Leksikoloji (Sözcükbilim), Sentaks (Sözdizim), Semantik (Anlambilim), Söz öbekleri, dilin sistemsel yapısı ve Kültürel ögeleri, örneğin sözel kalıplar, öbekler; deyimler ve atasözleri vs. açılardan dil komple ele alınmalı, eğer tanımlanacaksa budan sonra tanımlanmaya çalışılmalıdır. Kaldı ki dil değişkendir ve öyle kesin sınırlarla tanımlanacak bir şey de değildir. Her dilbilimcinin hatta her milletin kendince bir dil veya lehçe tarifi vardır ve bunlar oldukça farklı olabilir. Dil üzerine çalışanlar, bunu yok sayarak sadece teknik açıdan bakarak öyle birkaç ses değişimi üzerinden dilleri dışarıdan tanımlamaları, kategorileştirmeleri doğru olmadığı gibi bilimsel de olamaz.
___________
Video için tıklayınız>>>

Na xebere 1363 rey wanîyaya
ŞÎROVEYÎ
Kamerlar kapalıyken söylenenler gerçektir
Jiyan Gerçek/Bingöl
Mehmet Ğeyali, Ludwig Paulun kameraların açık oldugundan haberi yokmuş diyor. Bu, şu anlama geliyor, kameralar kapalıyken veya gizli kapılar arkasinda vb yerlerde söylenen düşünceler her zaman dogrudur. Demek ki, eger Ludwig Paul gerçekten böyle düşünmüşse doğrulari söylemiş. Belki de Ğeyali onun adına konuşuyor olabilir. Sana vor dilbilimcinin von güzel bir vecizesini yazayım belki o zaman helin ne oldugunu anlarsin. "Bebek POLYGLOTTE bir Dünya vatandaşı olarak dünyaya gelir ve sonradan tek dilli ve tek bir devletin vatandaşı olur" sanirim bu vize stiller gibilerin herseyin cılkıni çikaran laşkalar için yeterlidir.
20 Sibate 2020 Panşeme 16:11
Vali olan ama adam olmayan oğul...
Îsmet Bor
Adı geçen şahısla (Mehmed Gêyalî, asmên keskîn) ile Facebook hesabım varken bu diploma konusunda tartışmıştık. O zaman da, sayın Roşan Lezgîn için “Onun diploması yok. Zülfü Selcan akademisyendir, diploması var” demişti. Ben de, her diploması olan akademisyen sayılmaz. Türkiye’de akademisyenlerin çoğu bilimi katletmektedir gibi şeyler demiştim. Asmên keskin bir türlü anlamıyordu. Sonra asmên keskîne rahmetli anamın bir hikayesini yazmıştım ama yine anlamamıştı. Rahmetli anamın hikayesini bir kez daha türkçe yazayım. Asmên bey anlamasa dahi, başkaları anlayacak.
Anam cahil birine kızdığında, hep “Her ben merdim, la ti nîben merdim n!” Buna ilaveten, şöyle bir hikaye anlatırdı:
Bir köylünün aptal bir oğlu varmış. Köylü oğluna hep ‘Sen adam olmazsın!’ dermiş. Köylünün oğlu babasının bu sözüne çok kızar ve evi terk eder gider yıllarca okul okur ve vali olur. Vali olduktan sonra tayinini doğduğu şehre ister ve yıllar sonra vali olarak şehrine geri döner. Makamına oturur oturmaz, jandarmayı doğduğu köye gönderir ve gidin falan köyden bana falan adamı hemen getirin diye emir verir. Jandarmalar köye gider, valinin babasını çift sürerken bulur. Yaşlı adama vali bey seni istiyor derler. Yaşlı adam ‘Vali bey benden ne istiyor?’ diye sorunca, jandarmalr valinin ne istedigini bilmediklerini, adamın hemen kendileri ile gelmelerini emrederler. Yaşlı adam ‘Peki, tamam’ der. ‘Bırakın eve gideyim, bir yıkanayım, üstümü başımı değiştireyim. Öyle gidelim. Vali beyin karşısına böyle çıkılmaz.’ der. Jandarmalar ‘Olmaz, vali bey hemen gelsin dedi’ diye diretir ve adamı alır valinin huzuruna çıkarırlar.
Vali babasına ‘Beni tanıdın mı?’ diye sorar. Yaşlı adam ‘Yok vali bey. Tanımadım!’ der. Vali ‘Hele iyicene bak! Nasıl tanımazsın?’ Yaşlı adam ‘Vali bey işim gücüm var, beni neye getirttin, söyle gitmem gerek!’ der. Vali, yani adamın oğlu ‘Bak, ben senin oğlunum, adam olamazsın dediğin oğlun. Bak, gör! Gittim okudum vali oldum’ deyince, yaşlı adam ‘Vay zavallı. Şimdi sen vali oldun da adam olduğunumu sanıyorsun? Ben sana vali olamazsın demedim ki, sen adam olamazsın demiştim. İşte, adam olmadığın ortadadır!’ der.
Dil, en kısa ve genel anlamıyla; bir anlaşma ARACIDIR. Hiçbir DNA da kayıtlı degildir. Ve sonradan öğrenilir. Oysa ırk DNA da kayıtlıdır. Ve Bütün DNA testleri Zazaların Kürd olduğunu belirtir. DNA testleri hem bilimseldir, hem kanuni olarak ispat unsuru olarak kullanılır. Örnegin, babalık testi, suçluyu tesbit etmede vb. yani DNA ların bilimsel ıspatları tartışmasızdır. Kesin İSPATTIR. Oysa dil öğrenilir. Günümüzde ana babaları Kirdkî yani Zazakî konuşan milyonlarca çocuk veya genç tek kelime Zazaca bilmemektedir. Eğer dile göre bu insanlar sınıflandırlırlarsa, hiç biri Zaza değildir. Hepsi Türk, Alman veya İngilizdir.
Almancada Wolfskinder (Kurt Çocuklar) diye bir terim vardır. Anlamı, sivil yaşamda yer almamış, toplumdan uzak tek başına yaşamış, sosyal olamamış ve hiç bir dili konuşamayan kişilerlerdir. Bunlara bir çok örnek vardır. Örneğin, Wilder Peter Von Hameln. Eğer dil DNA’da kayıtlı olsaydı bu çocuklar toplumdan ne kadar kopuk yaşasalar da, mutlaka konuşmayı öğrenirdiler. Ve bu Wolfskinder topluma alındığındada bir çoğu hiç bir zaman bir dili öğrenememiş, öğrenenler de eksik –çoğu dilbigisi kurallarını- öğrenmiş. Yine günümüzde bir çok insan çokdilli olarak dünyaya gelirdi. Örneğin, Galerli çocukların çoğu, hatta hepsi ikidillidirler. Yine Afrikanın bir çok devletinde (Kamerun, Gana vs) ülkelerde insanlar en az üç dört dili anadili gibi öğrenir.
Asmên bey Almanya’da yaşıyor. Birçok Kamerunlu da Almanya’da yaşıyor. Bir gün bir Kamerunluya sorsun, kaç dili konuşa biliyor veya kaç tanesi onun anadilidir. Yine Kamerunda herkesin Franca adlı ortak bir dili var. Ama Kamerun’da Franca adlı bir ırk yoktur. Yine Güney Afrika’daki Hollandalılar Afrikan adlı bir dil konuşur. Ama Afrikan diye bir ırk yoktur. Avusturalya’daki Aborijinler yaklaşık 700 dili konuşurlar. Ama Avusturalyada 700 tane millet veya ırk yoktur. Dünya’da yaklaşık olarak 6 ile 10 bin arasında dil konuşulur. Ama 10 bin tane millet veya ırk yoktur. Bir çok dil 4 ile 8 kişi arasında kounşulmaktadır. Yani bırakın bir millet olmayı, büyük bir aile kadar bile sayıları yoktur.
Asmên keskin Almanca iyi biliyor. Ona Almanca bir kitaptan kısa bir alıntı göndereyim. Bakalım buna ne diyecek.
Kitabın adı: Wenn Sprachen Sterben Und Was Wir Mit İhnen Verlieren
Yazarı: Nicholas Evans.
Sayfa:160
An den Ufern des Tschadsees
Ein zweites Beispiel dafür, wie Paradigmen und Unregelmaesigkeiten dabei helfen können, genetische Sprachverwandschaft zu erkennen, liefert die grosse und geographisch weit verstreute Famillie, die unter dem Namen Afroasiatisch bekannt ist. Diese riesige Famillie hat eine ernüchternde Wirkung auf jeden, (Burayı ekstra büyük harflerle yazıyorum) DER SPRACHE MİT RASSE VERBİNDET, weil ihre Spreceher zwischen Nigeria und Aethiopien, zwischen Aegypten und Israel leben. (vgl.. Karte 5.2) und infolgedessen eine grosse Bandbreite von physischen Erscheinungsformen aufweisen-weiss bis westafrikanisch. Sie umfasst 240 Sprachen, eingeteilt in sechs Gruppen, und 250 Millionnen Spreceher, von denen der Löwenteil auf Arabisch, Amharisch und Hausa entfaelt.
Yine aynı kitabın 25-26. sayfalarından kısa bir alıntı daha yapayım:
Die wenigen Flussüberquerungen stellen keine geograhpischen Hindernisse dar.Aber Warramurrungungjis Vermaechtnis der sprachlichen Vielfalt ist ganz eindeutig praesent. İnnerhalb von wenigen Stunden führte unser Weg durch die Gebiete von NEUN CLANS und SİEBEN Sprachen aus VİER Sprachfamilien, die untereinander so verschieden sind wie Germanisch, Slawisch, İndoiranisch und Romanisch...
Aslında bu konuda verilecek onlarca, belki yüzlerce örnek vardır. Örnegin, Fransızlar Madagaskarı sömürgeleştirdiklerinde yerlileri daha iyi sömürebilmek için dillerini öğrenmeye çalışırlar. Madagaskarlılar bunun farkına vardıklarında, Fransızlar onları anlamasın diye dillerini değiştirirler. Şimdi Madagaskarlıların dili değişti diye Zazacı mantığa göre ırkları da değişmiş mi oluyor?
18 Sibate 2020 Sêşeme 19:31
çarpıtma var...
Memedê Ğeyali
Ludwig Paul hocaya yazdığımız mailde, onun çekimden haberdar olmadığı gibi olayın çarpıtıldığını da yazdı. O tartışmada (ki, sunum konusuyla alakası yokmuş zaten) kendisini Kürt gören Zazaların olduğu gibi Kürt görmeyen Zazaların da olduğunu ve herkesin kendi kimliğini seçme hakkına sahip olduğunu vurgulamış.

İlkokul diplomasıyla ve sığ, dar ve milliyetçi bir bakışıyla İranist bir prof. dr'a akıl vermeye çalışanlardan ancak bu beklenirdi. Bu şahsa ve sayfasında yaydığı iftira ve çamurdan ötürü 7-8 yıl önce de dostane ve yapıcı bir eleştiri minvalinde bir bildiriyi Zaza kurumları olarak ele almıştık, ama nafile...
________________

Ludwig Paul, çok açık bir şekilde çekimden haberdardı. Çekim yapan, videodan da anlaşıldığı gibi, “Yanî bi nêrîna we Zazakî diyalekta/zaravaya Kurdî ye?” şeklinde soru soran, kendisini davet etmiş olan öğretim görevlisiydi, Ludwig Paul’un hemen önünde oturuyordu. Kamerası sürekli açıktı ve sonuna kadar kayıttaydı. Ben de, cep telefonumla sonuna kadar ses kaydettim. Gerekirse, ses ile birlikte çözümlemesini sonuna kadar yayımlayabilirim.
Sunumun öncesi, sunum, ve sonrası diye bir şey yoktu. Karşılıklı soru ve cevaplarla, görüş öne sürmelerle devam etti...
Ludwig Paul, kesinlikle “kendisini Kürt gören Zazaların olduğu gibi Kürt görmeyen Zazaların da olduğunu ve herkesin kendi kimliğini seçme hakkına sahip olduğu” şeklinde veya buna benzer bir ifade kullanmadı. Çok net bir şekilde “Zazakî ziwan o. Ema ê ke Zazakî xeber didin Kurd in. Ziwanê wan ciya yo ema etnîk kulturel Kurd in.” dedi. Yani “Zazakî dildir, ama Zazakî konuşanlar Kürttür. Dilleri ayrıdır fakat etnik ve kültürel olarak Kürttürler” dedi. Bunu çok açık, net bir ifade olarak söyledi.
Daha sonra, tartışmamız, dil veya lehçeyi belirlemede kullandığı yöntem üzerineydi. Hem genel olarak yöntemine itiraz ettim hem de kullandığı dilsel verilere, sözcüklere itiraz ettim…
“İlkokul diploması”ndan sözediyorsun. Görüş belirten, tartışan; yöntemlere itiraz eden (görüş belirtmek kimseye ‘akıl vermek’ değildir) bir insanın hiçbir diploması olmayabilir. Biz, söylediklerine, içeriğine, bakmalıyız. Önemli olan görüşün kendisidir. Yani altın altındır, ister toprağın altında ister altıncı vitrininde olsun, değişen hiçbir şey yoktur. Dil alanında bilgi sahibi olmak, görüş belirtmek, illa Hamburg Üniversitesinde okumak, illa adı “asmên” olmak, illa da lafazanlık yapmak değildir. Örneğin, gelmiş geçmiş en büyük düşünürlerden Aristotales’in, bırakın ilkokul diploması, hiçbir diploması yoktu. Hatta tarihte, ümmi olan, okuma yazması hiç olmayan o kadar çok büyük düşünür, o kadar çok peygamber var ki…
Adını “asmên” koyup sonra da kalkıp “Memedê Ğeyali” yani Hayali Memed sahte ismiyle buraya utanmazca yorum yazmak açık bir şekilde sahtekarlıktır, teresliktir.
Şu an “dil ve edebiyat” okuyor olmam, bir yıl sonra üniversite diploması almam, daha sonra yüksek lisans ve hatta doktora yapmam, daha önce okumalarımdan elde ettiğim bilgiye, muhakeme kabiliyetime pek bir şey kattacağını düşünmüyorum. Ben, “dilbilim” ve diğer konulardaki görüş belirtme, eleştiri yapma becerimi serbest okumalarımdan, yani öğrenci olarak değil de gerçek bir okur olarak okumalarımdan ve Allah’ın bana bahşettiği muhakeme gücümden alıyorum. Yazılarım ortada, hepsi somut-sabit argumanlarla sarih bir şekilde dellileriyle, mütevazi ve edepli bir üslupla ifade edilmiş, ortaya konulmuş yazılardır. Yani, öyle acizlikten çamur atarak, hakaret edilerek, teresçe küfür ederek çürütülecek şeyler değildir.
Öte yandan, şahsen kimseye gelin Kürd olun falan da demem, buna tenezzül etmem. Kürdlükten ayrılıyorsa ayrılsın, ama bunu dil üzerinden tahrifatlarla, yalan ve iftiralarla yapmasın. Mertçe ben Kürdlükten ayrıldım desin, yürüsün gitsin.
Roşan Lezgîn
18 Sibate 2020 Sêşeme 01:11