zazaki.net
22 Temmuze 2017 Şeme
Girdîya Karakteran : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
08 Oktobre 2015 Panşeme 09:30

Diyarbakır'ın Kalbi Sur, Çatışmaların Bedelini Göçle Ödüyor

Hatice Kamer

Diyarbakır'ın kalbi Sur mahallesindeyiz.

5 km uzunluğundaki tarihi Diyarbakır Surları içinde kalan ve Eski Diyarbakır olarak bilinen Sur ilçesi aynı zamanda şehrin hem ticaret hem de turizm merkezi.

Bu yüzden yılın her dönemi burası canlı ve çok hareketlidir.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) bu yıl Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri'nin de "Dünya Kültür Mirası" olarak tescillendiğini ilan etmiş, bu da "Tek rakibimiz Çin Seddi" diyen birçok Diyarbakırlı açısından büyük heyecan ve umut kaynağı olmuştu.

Ağustos’un ilk haftasından bu yana ise, kazılan hendekler ve örülen barikatlar, sokağa çıkma yasakları ve yapılan operasyonlardan dolayı canlılığını yitiren Sur’da, ticaret ve turizm durma noktasında.

En yoksullar da burada

Çelişkili görünse de Sur ilçesi Diyarbakır’ın aynı zamanda en yoksul yerleşim yerlerinden biri.

90’larda boşaltılan köylerden gelen, kırsal kesimden kaçarak Diyarbakır’a göç eden binlerce insan Sur içindeki mahallelere yerleşti.

Ancak son yıllarda restore edilip kullanıma sokulan birçok tarihi yapı ve canlanan çarşısı sayesinde Sur, şehrin kültür ve turizm merkezi olarak parlamaya başlamıştı.

Diyarbakır’ın merkezi olarak kabul edilen Dağkapı Meydanı’ndan başlayan ve Suriçi’nde Balıkçılarbaşı semtine kadar devam eden 671 metre uzunluğundaki Gazi Caddesi bu aralar çok sakin.

Kente gelenlerin ilk duraklarından, turistik dükkanları ve kahvaltı salonlarıyla tarihi Hasan Paşa hanından da neredeyse kuş uçmuyor, kervan geçmiyor.

'Barikata nerden giderim?'

Bir açık hava müzesi kadar zengin tarihi yapılara sahip bu ilçede adresler de tarihi yapılara göre tarif edilir.

Fakat şimdi bu yapılar, hendek ve barikatları tarif etmekte referans olmuş.

Balıkçılarbaşı’nda bir esnafa hendekleri soruyorum “Dört Ayaklı minareden aşağıya düz devam et, orda karşına çıkar zaten” diyor.

Bölge esnafından ve aynı zamanda Zeytin Dalı Barış Platformu’na da başkanlık yapan Süleyman Eliş son olaylardan şikayetçi.

Diyarbakır’ın halet-i ruhiyesini ise şu sözlerle tarif ediyor.

“İki yıl önce Suriye ve Irak’tan arkadaşlarım arayıp ülkelerinin durumunu anlatırlardı. Ancak onları şimdi çok iyi anlıyorum. Hadi onlar buraya kaçtı, Allah korusun bu ateş dinmezse biz nereye gideriz?"

Diyarbakır’da birçok işletmenin kapatıldığını, var olan işsizlere 5 bin yeni işsizin eklendiğini, 100 çalışanı ile şehrin en büyük otellerinden biri olan Green Park Otel’in bir süre önce kapatıldığını da ondan öğreniyorum.

'Yok anne çatışmalar daha geç başlıyor'

Demirciler Çarşısı’nda bulunan tarihi Sülüklü Han, Suriçi’nin en sevilen mekanlarından.

Ev yapımı Süryani Şaraplarının ikram edildiği bu mekanda hemen her mevsim boş masa bulmak çok zordur.

Oturmak için sıra beklenilen bu mekanda bugün 43 masadan sadece altı tanesi dolu.

Mekanın kapanma saati de artık çatışma zamanlarına endekslenmiş durumda.

Servis elemanlarından Şilan patlama ve silah sesi duyar duymaz hanı kapattıklarını söylüyor.

Yan masada oturan üniversite öğrencisi genç kız, telefonun sesini açmış annesiyle konuşuyor.

"Arkadaşlarla Sülüklü Han’da oturuyoruz" deyince, annesi“Kızım oralarda savaş varmış, eve gidin” diye tembihliyor.

Masada gülüşmeler var, öğrenci “Yok anne bu saatte başlamıyor çatışmalar” diyerek annesini rahatlatmaya çalışıyor.

Fatih Paşa Camii'nin duvarları delik deşik

Roma döneminde kurulan ve günümüze kadar ayakta kalabilen Sur’da, 750 tescilli tarihi yapı var.

Osmanlı Dönemi’nde Diyarbakır’da yapılan ilk cami olan Fatih Paşa Cami’nin ön cephesi çatışmalardan delik deşik olmuş durumda.

Restorasyonu biten ve geçen sene büyük bir heyecanla açılan Surp Gargos Ermeni Kilisesi de çatışmalardan zarar görmüş.

İki yıl içinde birçok önemli kültürel etkinliğe mekan olan kilisenin kapısına kilit vurulmuş durumda.

Unesco Dünya Tarih Mirası

Ağustos ayında Surlar ve Hevsel Bahçeleri, Unesco Dünya Tarih Mirası listesine kabul edildi.

Şehir sakinleri Unesco süreciyle büyük bir turist akını beklerken, bugün neredeyse bir tek turist bile göremediklerinden şikayetçiler.

Diyarbekir Kahvaltı Evi’ne uğruyorum.

Keldani Kilisesi Mar Petyun'un sokağındaki bu güzel mekanda da işler kesat.

İşletmecilerden biri “Eylül ayında herkes Çinli, Japon, Amerikalı turist akını beklerken polis ve asker akını oldu. Değil Japon turist, Kayapınar’daki arkadaşlarımız bile artık buraya gelmiyorlar. Unesco’yu bilmeyen yaşlı komşum bile 'Unesco ne oldu?' diye soruyordu. Ancak Unesco kursağımızda kaldı” diyor.

'Hem kışa hem ölüme hazırlanıyoruz'

Kobani olaylarında bile (Geçen yıl Ekim ayında yaşanan olaylar) bu kadar tedirgin olmadıklarını söyleyen işletmeci, 90’larda Sur’un göç aldığını ancak şimdi hızla göç verdiğine dikkati çekiyor.

Sokakları dolaşırken karşımıza çıkan “satılık-kiralık ev” ilanları bu durumu doğruluyor.

Taşınma olanağı olmayanlar, kapıyı kilit vurup akrabalarının yanına gidiyorlarmış.

Kışa hazırlık yaptığını söyleyen Remziye Çiçek de kapısının önünde küçük kızı Aleyna ile birlikte patlıcan közlüyor.

“Çocuklar çatışmalardan çok korktu. Bu yüzden akşamları Yenişehir’de yaşayan kızımın evine gidiyoruz. Gündüz de ev yerinde kalmış mı diye gelip bakıyorum. Hem kışa hem de ölüme hazırlık yapıyoruz. Çocuklarımız okula gidemiyor. Yeter artık bu savaşı bitirsinler, her iki tarafa da yazık değil mi? diye soruyor.

Görüştüğümüz Fatih Paşa Muhtarı Fatih Açi, 2500 hanesi, 11 bin nüfusu ile Sur Fatih Mahallesi’nden en az 100 evin taşındığını söyleyen muhtar, imkanı olan sakinlerin göç ettiğini, yoksul kesimin ise çaresiz kaldığını söylüyor.

Hastalar mağdur, çocuklar korkuyor

Bir başka sokakta karşılaştığım kadınlar ise kızgınlıklarına adres bulamıyorlar.

Kimisi yaşananlardan YDG-H’lileri sorumlu tutarken, kimisi güvenlik görevlilerinin çok kötü davrandığını söylüyor. Duvarlara, pencerelere isabet eden kurşun deliklerini gösteriyorlar.

Ayşe Kaya adlı kadın "Barışın içindeyken bu savaş neden başladı, anlamadım. Biz barış istiyoruz" diyor.

Savaş Mahallesi’nde bir evin önünde zihinsel engelli iki küçük çocuk görüyoruz.

Muhammed 10, kardeşi 9 yaşında.

Anneleri "Çocuklarımı her gün rehabilitasyona götürüyorduk. Ancak olaylardan dolayı götüremiyoruz. Sadece benim değil, birçok hasta tedavilerinden geri kaldılar" diyor.

Komşu kadın da çocuklarının patlama ve silah seslerinden çok korktuğunu söylüyor. "Çatışmalarda evin kör noktalarına, tuvalete, banyoya sığınıyoruz. Ancak burada kalmaktan başka şansımız yok, başka nereye gideriz ki?" diyerek çatışmaların son bulmasını istiyor.

Sur’da 4 okul açılmayacak

Suriçi’nde dört okul kapalı. Yavuz Selim Ortaokulu kapısı kilitli. Kapının üzerine tadilat nedeniyle kapalı oldukları ve öğrencilerin başka okullara nakledildiği duyurusu asılmış.

Sokakta karşılaştığımız Besime ve Canan da bu okulun öğrencilerinden.

"Bizi de Melik Ahmet Ortaokulu’na vermişler. 45 dakika yol yürüyoruz. Öğlenciyiz, geç saatte çıkıyoruz. Eve gelinceye kadar karanlık basıyor, o saatlerde de çatışmalar başlıyor. Çatışma olunca polis mahalleye girişimize izin vermiyor."

Canan akrabalarında kalacağını söylüyor, Besime de kalacak kimsesi olmadığını, ne yapacağını bilemediğini söylüyor.

Bu okulun sokağında geçen hafta patlayan ve 5 çocuğun yaralanmasına neden olan bomba derin bir çukur oluşturmuş. Mahalledekiler, bombayı güvenlik görevlilerinin attığını söylüyor.

Sur’da bir başka okulda Beden Eğitimi dersine giden ve adını vermek istemeyen genç bir öğretmen, derslerini okul bahçesinde işlediğini ancak öğrencileriyle birlikte her an nereden geleceği bilinmeyen kör kurşunlara kurban gitmekten korktuğunu dile söylüyor.

"Pazartesi biz okuldayken çatışmalar başladı. Kendimiz okula kilitledik. Bahçe duvarına kadar geldi çatışmalar. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yaşadım. Çocuklar çok korktu ama zırhlı araçlardan biri bahçeye girince 'Öğretmenim okulu da tarayacaklar mı' diyerek korkup ağlamaya başladılar. Bu olaylar hepimizin psikolojisini bozdu. Okula gitmek istemiyoruz artık" diyor.

'Mahallenin gençleriyiz ama basına göre teröristiz'

Fatih Paşa Mahallesi’nde kum torbaları ve taşlardan örülmüş barikatların önünde yüzü maskeli YDG-H’li gençler ile karşılaşıyoruz.

Ellerinde tüfeklerle nöbet tutuyorlar.

Sokak geçişlerindeki branda ve perdeleri de keskin nişancılardan korunmak için astıklarını söylüyorlar.Kamer

Bir perdenin üzerine sprey boyayla "Şehit Gelhat Cephesi" yazısı yazılmış.

Her barikatta buna benzer yazılar dikkati çekiyor.

YDG-H’liler ne röportaja yanaşıyorlar ne de fotoğraflarının çekilmesine.

"Kusura bakmayın ama hangi basın olursa olsun, size göre hepimiz teröristiz. Siz de gider bizi öyle adlandırırsınız. Biz bu mahallenin gençleriyiz, bizi öldürmek isteyen polise karşı öz savunmamızı yapıyoruz, demeç vermeyeceğiz" diyerek kısa kesiyorlar.

Silvan ve Nusaybin’de günlerce devam eden sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar Sur’daki herkesi tedirgin etmiş durumda.

Konuştuğum herkes, kısa süre içinde büyük ve kapsamlı bir operasyon bekliyor.

__________

Kaynak: BBC TÜRKÇE 

Na xebere 1073 rey wanîyaya
No nuşte hema şîrove nêbîyo.