İçkale Sarayı, Ongözlü Köprü Kimin Eseri?

İçkale Sarayı, Ongözlü Köprü Kimin Eseri?
Roşan Lezgîn

İbnul-Ezreq, Tarîxu’l-Fariqî adlı kitabında Mervani Kürt Devleti (983-1085) döneminde, Amid surlarında açılan yeni kapıdan, köprüden, surların bir boy yükseltilmesinden, surların üzerinde burçların yaptırılmasından, şehrin doğu tarafında bir saray ve bir kompleksin yapıldığından söz eder. Yani İçkale’deki ihtişamlı saray ve kompleksi oluşturan diğer harika binalar, surların bir boy yükseltilmesi, surların üzerindeki birçok burç ve Ongözlü Köprü Mervanilerin, Kürd medeniyetinin eseridir. Ongözlü Köprü’nün üzerindeki kitabede, köprünün 1065 yılında, Mervaniler tarafından yapıldığı yazılıdır zaten. Köprü, Kürdçede “Pira Mervanîyan” olarak adlandırılır.

İbnul-Ezreq, Mervani emirinin, Halep’e elçiler göndererek, Hamdani emirinin kızı Sittünnası kendisine istettiğini, peşin olarak iki yüz bin dirhem de mehir gönderdiğini anlatır. Kız, evliliğinin Diyarbekir’de olmasını ister. Bunun üzerine, gelin kafilesi Ruha’ya ulaştığı haberi gelince, emir de Silvan’dan Diyarbekir’e gelir. Ancak şehre girişte, kapıda öldürülür. İbnul-Ezreq, kitabında şöyle anlatır:

Yanına Şirve bin Mem’i de alarak ordusuyla yola çıktı. Ma’el-Hurr denilen yere geldi. O sırada gökyüzünden şiddetli bir yağmur boşaldı ve sular o kadar yükseldi ki karşıya geçemediler. Geceyi orada geçirdiler.” (s. 47)

Bu “ma’el-hurr” tabiri, “serbest su” anlamındadır. Yani, nehir suyunun serbestçe aktığı yer demektir. Ama şiddetli bir yağmur yağınca, Dicle’yi geçip şehir tarafına geçememişler. Bu anlatımdan, o zaman henüz Dicle Nehri üzerinde bir köprünün olmadığını anlıyoruz.

İbnul-Ezreq, devam ediyor:

Orada sabahladılar, çile çektiler; nihayet çamur ve balçık içinden geçtiler. Emir, kardeşleriyle birlikteydi. [Kardeşi] emir ebu Nasr Ahmed bin Mervan kendi kendine şöyle dedi: ‘Eğer Allah bana bu mülkü nasip ederse, insanların üzerinden geçebileceği buraya bir köprü inşa edeceğim’ [dedi].” (Kitapta s. 47)

Vezir Şerve (Şerwa veya Serwet) emire ihanet eder, emirin öldürülmesi için Amid çarşı reisi Abdülber’i ayartır. O da, adamlarını kapının içine yerleştirir, emir sur kapısından içeri girerken, en dar noktada, emirin yüzüne doğru para saçar, emiri şaşırtır. Adamları da emirin üzerine çullanıp gürz ve hançer darbeleriyle öldürürler. Ama Mervaniler, Abdülber’in kayınbabası İbn Dimne eliyle emirin intikamını alır. Kitapta, kalleş Abdülber’in öldürülmesi şöyle anlatılır:

İbn Dımne, damadı Abdülber’in evinde işlerini yürütmek için izin istedi. Abdülber, ona izin verdi. İbn Dımne iki gün sonra halka büyük bir ziyafet hazırladı ve şehrin ileri gelenlerini davet etti. İnsanlar toplandığında ve onun evine geldiklerinde, Abdülber [onun] kızının yanında küçük bir odada olduğu bir sırada, İbn Dimne içeri girdi. Kılıçla [Abdülber’in] boynunu vurdu ve onu öldürdü. Başını yanına alarak insanların yanına çıktı.” (s. 53)

Mervani emirini kalleşçe öldüren Abdülber, karısıyla küçük bir odada iken, belki de halvet halindeyken, kayınbabası İbn Dimne boynunu vurarak emirin intikamını alır. Mervaniler, İbn Dimne’yi Diyarbekir’e vali tayin eder.

İbnul-Ezreq, şöyle anlatıyor:

İbn Dimne yönetimi ele geçirdi ve işlerini sağlamlaştırdı. Hikmetli yönetimiyle insanları kendine bağladı ve onlara ihsanlarda bulundu. Dicle nehri üzerinde, şehrin doğu tarafında bir saray ve bir silsile (kompleks) inşa etti. İnşaatını sağlamlaştırdı, saraydan Dicle’ye bir kapı açtı ve ona Babül-Hava adını verdi.” (s. 54)

İbnul-Ezreq, Diyarbakır Surlarının bir boy yükseltilmesini de şöyle anlatır:

Anlatıldığına göre, [İbn Dimne] ömrünün ilk dönemlerinde bir gün, bir kare buğday yüklenmiş ve onu Amid şehrinden tepedeki değirmen kapısına kadar taşımıştı. Buğday öğütüldükten sonra onu tekrar yüklenip sahibinin evine götürmek üzere yola çıktı. Hava çok sıcaktı. İki surun arasına girdiğinde yükünü indirip bir saat dinlendi. Duvara yaslanıp surlara bakarak şöyle dedi: ‘Bu sur ne kadar da sağlam! Ancak biraz alçak, yüksekliğinin artırılması gerekiyor’ [dedi]. Sonra dua ederek ‘Allah’ım, eğer Amid şehrine hükümdar olursam, bu surun yüksekliğini bir boy arttıracağım' dedi.” (s. 55)

Netice, Amid şehrinin hükümdarlığı İbn Dimne’ye nasip olur. İbnul-Ezreq, şöyle devam ediyor:

Hükümdarlığı eline alıp güç sahibi olduğunda, verdiği bu sözü hatırladı ve inşaata başladı. Şehrin çevresindeki surların üzerine binalar yaptırdı, surun yüksekliğini bir boy arttırdı ve bu uğurda büyük paralar harcadı.” (s. 55)

İbnul-Ezreq, [İbn Dimne’nin] kişiliği hakkında da şunları anlatıyor:

İnsanların en cömerdiydi ve hayatı boyunca hep iyi anıldı. Hükümdarlığı Nasırüddevle döneminde, … Hicri 415 [Miladi: 1024] yılına kadar sürdü.” (s. 56)

Biz de burada Mervani Kürt Devleti’ni gururla, tüm hükümdarlarını, İbn Dimne gibi kahramanları ve bu bilgileri kaydedip bize ulaşmasını sağlayan İbnul-Ezreq’i rahmetle anıyoruz.

pira-mervaniyan.jpg

ickale-sarayi.jpg

manset.jpg

ickale-sarayi1.jpg

Bu haber toplam 28 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.