zazaki.net
23 Oktobre 2017 Dişeme
Girdîya Karakteran : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
28 Temmuze 2013 Yewşeme 17:12

Zaza ve Kurmanc

Muhyiddin ZINAR

Sevan Nişanyan'a ait, 27-28 Mayıs tarihli Taraf gazetesinde yer alan "Zaza" başlıklı yazılar, bilimsel inceleme niteliğinden ziyade magazinel haberciliğe daha yakındır. Konu hakkında en azından yazının hacmine yetecek kadar bile bir tarih ve dilbilgisi yoksunluğu hemen göze çarpmaktadır.

Her şeyden önce Nişanyan'ın tercih ettiği lehçe tarifleri Zazalar hakkında ortaya koyacağı teze uygun yontulmuştur. Örneğin Kelimebaz diyor ki: "Lehçe ya da diyalekt dediğimiz şeyin bir eski bir de yeni anlamı var. Eskisi şu: Yazılı edebiyatı olan bir dilin yazılı standarttan ayrılan sözlü şekillerine lehçe denir. Mesela standart yazı Türkçesinden sapan Erzurum ağzı lehçedir. Dilbilimcilerin tercih ettiği yeni tanım da şöyle: Özel bir eğitim gerekmeksizin karşılıklı olarak anlaşmaya izin veren dil varyantlarına lehçe denir... Her iki anlamda Zazaca Kürtçenin lehçesi filan değil, ayrı bir dil."

Elbette dil ve lehçe ilişkileri "az buçuk dilbilgisine" sahip olduğunu belirten bir kelimebazın yorumlarıyla sonlandırılamayacak kadar tartışmalı bir konudur. En azından dil bilimcilerin üzerinde konsensüs sağladıkları herhangi bir lehçe tanımı söz konusu olmadığı sürece ortaya koyacağınız her iddianın subjektif niteliğini de dikkate almak zorundasınız. Aydınca tavır bunu gerektirmektedir. Nişanyan'ın neden lehçenin en popüler tanımlarına değinmediği ise ayrıca düşündürücüdür. En mütebadir tarife göre; "bir dilin bilinen ve takip edilebilen tarihinden önce, karanlık bir devrinde kendisinden ayrılmış olup çok büyük ayrılıklar gösteren kollarına lehçe denir. Lehçelerde, ses, şekil ve kelime ayrılıkları çok büyüktür. ŞİVE ise Bir dilin izlenebilen tarihi dönemlerinde ayrılmış koludur. Ayrılıklar, lehçede olduğu kadar değildir." Sırf bu bilgi bile "Zazaca asla Kürtçenin bir lehçesi değildir" gibi iddialı ve kesin yargı bildiren bir cümleyi kullanmanıza izin vermez.

Evet bazı dilbilimciler, iki grup birbirlerini anlamıyorsa, bunlar ayrı dillerdir, der. Ancak bu tanımı kabul edenlerin "anda yaşananları" esas aldıkları ve tarihçi perspektifi göz ardı ettiklerini de bilmek lazımdır. Ayrıca bu düşünce her zaman açıklayıcı olamamıştır. Bu dilbilimsel paradigmaya göre birçok soru yanıtını bulamamıştır. Mesela Arapça Yemenden Fasa kadar çok geniş bir alanda konuşulmaktadır. Yemen Arapçası konuşan biriyle Fas Arapçasını konuşan anlaşamaz. Mardin Arapçası ise çok daha farklıdır. Ama bunlar aynı dil olarak görülürler. Türkçenin yine çok geniş bir hinterlandı olduğunu bilmekteyiz. Orta Asya Türki Cumhuriyetlerinin neden ancak İngilizce anlaşabildiklerini sormamız gerekmiyor mu? Hatta Nişanyan'ın Dersimli güvercinine sormak lazım. Roj'da Zazaca program yapan Kamer'in dilini hiçbir Siverekli, Piranlı, Bingöl'lü Zaza anlamamaktadır. Öyleyse dünya dil ailesine Kamer Gencin de iddia ettiği gibi "Dersimce" diye yeni bir dil eklememiz gerekmez mi? Anlaşamamak her zaman ayrı bir dil sonucunu doğurmaz. Çünkü dili konuşan grupların ortak kimliği, diyalektik varyantların yanında tarihi, kültürel dinamiklerle birlikte ele alınmalıdır.

"Doğu Türkistanlılar yani Uygurlar Türk değildir" yada "Türkmenistanlılar Türk değildir" demekle "Zazalar Kürt değildir" demek aynı şeylerdir. Şayet Nişanyan Azerice ve Özbekçeye lehçe değil, Türkçe olmayan ayrı bir dil şeklinde yaklaşan dilbilimsel sistematiğe göre düşünüyorsa bile yine de Zazalar için "Kürt değildirler" saptamasında bulunamaz. Çünkü bilimsel olarak, Kürtçe demekle Kurmancî demek ayrı şeylerdir. Eğer Kürtçe dediğiniz şey sırf Kurmancî diyalektiğini karşılayan bir isimse örneğin Talabani de Kürt olmaktan çıkar. Soranları da, Goranlar da vs Kürtlük havuzundan çıkarmanız lazım gelir.

Daha çok "anı" öne çıkaran batılı ve modernist yaklaşıma göre bakıldığında bile Kürt ismi etimolojik ve sosyolojik olarak Kurmancdan çok Zazaya işaret etmektedir. Çünkü Zazalar kendilerini Kırd, Kurmancları ise Kırdas olarak tanımlarlar. Zaza tabirinin ise bir galat-ı meşhur olduğunu ve özellikle Türklerle karşılaştıktan sonra onlara pejoratif bir ad olarak verildiğini hemen hemen tüm araştırmacılar kabul etmektedirler. Nişanyan'a göre Kurmancî diyalekti, Kürtçe dediğimiz dilin kendisidir. Zazaca ise Kürtçe olmayan başka bir dildir. Mademki bunlardan birinin Kürtçe olamayacağı üzerinden bu tez işlenmiştir. O zaman Zazacanın Kürtçenin kendisi olma olasılığı en az Kurmancî kadar yok mudur?

Ayrıca tüm varyantlarıyla yüzyıllardır siyasi baskılara maruz kalan ve sırf bu yüzden de bir türlü yazı diline geçiş yapamayan Kürtçe diyalektlerin anlaşılamamak zeminini etüt ederken biraz daha fazla hassas ve insaflı davranmak gerekmez mi?

Nişanyan, Zazaca için Kürtçenin bir diyalektiği olmadığı tezini ikinci yazısında, kelime bilgisi ve gramer üzerinden yürütmeye çalışmış. Bilimsel analiz melekesinden uzak bir telaş içinde, araya sıkıştırdığı, gramerle ilgili genellemelerle, yeterince analiz etmeden kıyasladığı kelimelerle ve mesnetsiz iddialarla üste çıkmaya çalışması gözden kaçmamıştır. Şimdi bu konudaki iddialarına sırayla bakalım.

Mesela, Kelimebaz diyor ki: "Gramer büsbütün farklı. En önemlisi Zazacada -tıpkı Fransızca ve Almancadaki gibi- eril-dişil ayrımı var, bu özelliğiyle Kürtçe dahil bütün öbür İrani dillerden ayrılıyor." Son cümledeki çelişkiyi gördünüz mü? Zazaca eril-dişil özelliğinden dolayı Kürtçe dahil bütün öbür İrani dillerden ayrılıyormuş? Nişanyan'a göre baktığımızda; mademki bu özelliğinden dolayı Zazaca Kürtçeden sayılmıyor öyleyse bu özellik öbür İrani dillerde olmadığından Zazaca İrani dil ailesinden de sayılmamalıdır? Bu cümleden daha başka sonuçlara da gidilebilir. Örneğin, sırf bu özelliğinden dolayı Zazaca tüm İrani dillerin karanlık çağda terk ettikleri kadim ortak dili de olmuş olabilir. Söylediğinden başka da bir şey çıkmaz. Her İki iddia da hallüsünasyonik ve sevanistçe.

Genel anlamda, konuşma dili ve yapısal bakımdan diğer Kürt diyalektleriyle aynı gramatik özellikleri taşıdığı bilinen Zazaca, henüz Zaza dilbilimcileri arasında bile netliğe kavuşmuş ve ortak kabule mazhar olmuş bir dilbilgisi kitabına sahip değildir. Nişanyanın ancak beş-on kelime bildiğini itiraf ettiği Zazaca ve Kurmancca hakkında "gramerleri büsbütün farklı" demesi hiçbir ciddi ve mukayeseli araştırmaya dayanmamaktadır. Kürtçe hakkında konuşurken tüm araştırmacıların yüz defa düşünüp bir defa yazmaları lazım. Ayrıca eril-dişil ayırımının dil departmanlarında biraz daha fazla yer kaplamış olması tek başına neyi ifade eder ki. Neticede farklılaşmadan bahsediyoruz. Zaten bu tarz değişimler yaşanmamış olsaydı Zazaca ve Kurmancca diye iki ayrı diyalektten bahsedemezdik. İkisine birden ya Zazakî veya Kurmancî der, işin içinden çıkardık.

Kelimebaz Zazaları Kurmanc değil Kürt kabul edenleri bakın nasıl müstehzi bir edayla saha dışına çıkarmaya çalışıyor: "Ortak kökten gelmişler, peki; ama ona bakarsan İngilizce de ortak kökten gelir, o da mı Kürtçenin lehçesi sayılacak?" Yaptığı bu tarz espriler ve verdiği örnekler olmasaydı belki de Nişanyan'a biraz daha ciddiyet atfedebilirdik. Fakat heyhat! Kıyasa bakın Allah aşkına; Zazaca, Kurmanca ve İngilizce... Buna kıyas-ı maal farık ve demogoji derler Nişanyan. O yüzden üzerinde durmaya değmez. Ayrıca Nişanyan şu önermeyi ezberlerse iyi olur. "Her Kurmanc Kürtttür ama her Kürt Kurmanc değildir." Zaten hiçbir Kurmanc da kendi diline Kürtçe demez. Onu Türkler yada Türkçe bakan Ermeniler der. Çünkü "Kürtçe", Türkçe bir kelimedir. Onlar kendilerini Kurmanc, Zazalar ise Kırd/Dımıli olarak tanımlarlar.

Dil ile lehçe ilişkisini genel/soyutun özel/somutla ilişkisi tarzında kurgulayan dilbilimcilere göre zaten Kürtçe, Türkçe, Arapça vs diller "anda" sadece genel ve soyut olanı karşılarlar. Somut biçimiyle var olan şey dil değil lehçedir. Yani bu söylediklerimizin Kürtçesi şu, 'Kürtçe' genel ve soyut bir isimdir. 'Kurmancca' ve 'Zazaca' onun özel ve somut halleridir. Adına kadim Kürtçe diyebileceğimiz bir dil elbette ki var idi. Ancak tüm kök dillerde olduğu gibi o da tarihin karanlık sayfalarında unutulmuş ve dilsel evrimlerden geçerek Zazaca, Kurmancca, Soranca vs olarak yaşamaya devam etmektedir. Lehçeler, ana ve kadim dilin tüm özelliklerini tek başına taşımazlar. Bu nazariyeye göre hangi gramatik özellik ve kelime formunun kadim olana yakın olduğu tartışılabilir. Örneğin tüm sayılar arasında sadece 'üç'te farklılaşan Kurmancî ve Zazakîden hangisinin daha Kürtçe olduğu tartışılabilir. 'Üç' sayısında Fars formuna yaklaşan Kurmancînin 'sê' isimlendirmesi mi, yoksa Avrupaî forma yaklaşan Zazacanın 'hîrê' isimlendirmesi mi daha Kürtçe?

Sevan Nişanyan, mesnetsiz iddialarda bulunmaya devam ediyor ve diyor ki: "Akraba bir dil gerçi, ikisi de İrani kökten türemiş. Ama tahminen ikibin yıl önce yolları ayrılmış.." Doğrusu Nişanyan bu iddiasını nerelere yaslamış bilemiyoruz ancak bunun doğruluğunu gösteren herhangi bir linguistik, arkeolojik, antrapolojik bilgi veya bulguya sahipse bunu deşifre etmesi gerekmiyor muydu? Kürt lehçeleri arasında linguistik bir evrim elbette ki vardır. Bu diğer tüm dillerde yaşanan evrimden farklı olmamıştır.

Ünlü doğu dilleri uzmanı Mahrdad İzady'nin bu konudaki tespitleri oldukça açıklayıcıdır. Bakın ne diyor İzady: "Geçmişte bazı dilbilimciler Kurmancî'yi "gerçek Kürtçe" olarak tanımlama eğiliminde olmuşlar ve böylece pehlevî kolunu Kürtçe olmayan bir dil olarak ilan etmişlerdir. Eğer Kürtçe olmayan ile kastedilen şey Kurmancî olmayan ise o zaman bu iddialar doğrudur. Ne var ki bu oldukça ironik bir durumdur, zira yukarıda da işaret edildiği gibi kendi dillerini hep Kurdi yada Kürtçe olarak adlandıranlar Goranlar iken (gerçek Kürtler oldukları varsayılan) Kurmancların büyük bir çoğunluğu bunu asla yapmamaktadır. Pehlevî konuşanların Kürt kökenli olmadıkları iddiası ise yalnızca Kürtlerin tarihi ve toplumu hakkında bilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Goranlar ve Dimililer Kürt ulusunun tanımlanabilen en eski kollarıdır ve esasen Kurmanclardan çok daha eskidirler. Bunlar İslamiyet'tin geldiği 7. yy'dan beri hem başkaları hem de kendileri tarafından Kürt olarak adlandırılmışlardır. Linguistik nedenlerden dolayı dilleri ne şekilde sınıflandırılırsa sınıflandırılsın bu halkın Kürtlüğü sabittir."

Biz Nişanyan'a ve arkasındaki güvercine tekrar dönelim. Aslında Nişanyan'ın yazı yazma tekniğini Zazacadan önce öğrenmesi gerekmektedir. Çünkü cümleleri sık sık birbirleriyle kavgaya tutuşmaktadır. Mesela ne demiş, bakalım: "Zazaca ile Kürtçenin ‘fonetik evrimi’ farklı olmuş. Yani nasıl Türkçe kelimeler farklı yerel ağızlarda yamulur, çarpılır, farklı hallere girer, bir yerde kolay öbür yerde goley derler, bu da öyle." Bu ifadelerdeki anlam bozukluğu dikkatinizi çekmiştir umarım. Fasıl cümlesi asıl cümlesiyle çatışan bir adamın dil bilimciliği de bu kadar olur. Neyse ki biz onun ne dediğini anladık. Nişanyan Türkçedeki diyalektik farklılaşmadan örnek verirken nedense hep "goley" olanı seçiyor. Mesela neden "kolay" ve "goley" yerine "orman" ve "tokayı" seçmiyor. Orman ile tokay ne kadar da birbirine benziyor değil mi?

Şimdi gelelim daha çok kanıtlar üzerinde durulan ve en ciddiye alınması gereken bölümlere. Burada farklılaşmanın boyutlarını ispatlamak için birkaç kelime üzerinden güya linguistik analizlere girişmiş. Seçtiği örnekler onu çürütecek cinsten. Şimdi örnekleri bir bir ele alalım.

a) Sayılardan "beş" ile başlamış ve demiş ki; "mesela ‘beş’ Kürtçede penc, Zazacada ponz ya da pondz. Basit değil mi?" Buradaki tercihlerine bakıldığında ondaki cehalet ve kulağına öten Dersimli güvercindeki art niyet hemen açığa çıkıyor. Onun Kürtçe dediği, Kurmancî diyalektine göre "beş'e" "pênc" derler, doğru. Ancak Kürtçe saymadığı Zazaki diyalektine göre "beş" hiç de "ponz" ya da "pondz" diye ifade edilmez. Zaza Kürtleri de aynen Kurmanc Kürtleri gibi "beş'e" "pênc", "pûnc" ya da "panc" derler. Hatta iflah olmaz tiplerin tercih ettikleri forma göre bile "pondz" diye bir şey yoktur. Onlar da "beş'e" "phonc" derler. Bu pondzcuları cidden merak ettik, kimler acaba? Bunlar, penci sayıklarken akıllarına piyonz gelmiş olmasın?!

b) Dil bilimciler tarafından kabul edilen diyalektler arası bazı ses değişimleri Nişanyan'a göre her nedense Kürtçeye tatbik edilmemektedir. "Okumak" Kurmancî'de "xwend-in" Zazaki'de "wend-ene" ve "wend-iş" tir. Sondaki -ene ve - mastar ekleridir. Kurmanccada başa gelen (xw) şekli Zazakîde çoğu sözcükte (w) şeklindedir. Örneğim, xweş (kurmancî) ve weş (zazakî) gibi. Şimdi Nişanyan'ın gözlük numarasını büyütüp yeniden bakması gerekmiyor mu? (x)wendin-wendene. Aynı durum xwestin ve waştene arasında da var. Xwarin ile werdeneyi matematik gibi çözelim mesela. Kurmancî yemek anlamına gelen xwarin'ın baştaki (x) ile sondaki (-in) ekini kaldıralım. Geriye (war) kaldı. Zazakî yemek anlamına gelen (wer) ne kadar da Kurmancîdeki (war)'a benzemiyor değil mi?! İsim anlamında kullanılan k. nav ile z. nam(e) arasında, k. sal ile z. serr arasında ses düşmeleri ve kök benzerliklerini göremiyorsa ona aftora geri gelmesini tavsiye ederim.

c) Diyalekt farklılaşmaların sadece ses değişikliğiyle oluşmadığını kültürel, siyasi, bilimsel ve ekonomik etkileşimin de en az ses halleri kadar etkili olabildikleri zaten bilinmektedir. K. Sê ile z. hîrê, k. Xuda ile z. Huma’nın demografik ve inançsal etkileşim altında farklılaştığını tahmin etmek zor değildir. En son k. dıl ile z. zerr arasında birkaç cümle sarf ederek konuyu noktalayalım. Öncelikle dıl, Zazalarda da kullanılır ama sıklıkla değil. Zerr ise dıli da kapsayacak şekilde çok daha geniş bir anlama sahiptir. Bilumum eşyanın içini ifade için kullanılır. Sadece insanın kalbini karşılamaz. Her ne ise...
____________
Kaynak: gazetekurd.net

Na xebere 2789 rey wanîyaya
No nuşte hema şîrove nêbîyo.