zazaki.net
27 Gulane 2017 Şeme
Girdîya Karakteran : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
17 Tebaxe 2013 Şeme 08:21

Hüseyin Aygün’ün Kürt Karşıtlığı Çabaları!

Roşan Lezgîn

“Kırd”, “Kırmanc”, “Dımıli” ve “Zaza” olarak adlandırılan Kürt toplumsal grubunun, sadece “Zaza” olduğu ve Kürt olmadıklarını iddia eden, bu yönde çaba harcayanlardan biri de Kemalist CHP milletvekili Hüseyin Aygün’dür.

Aygün, Dersim’in merkezi Mamekiye’nin Şêxank Mahallesi’nde (devlet, adını Atatürk Mahallesi olarak değiştirmiş) Güneş adında seksen yaşlarındaki yaşlı bir kadınla sohbet etmiş. Sohbetin tam olarak ne zaman yapıldığına dair net bir bilgi yok ama yaklaşık dört dakikalık görüntüsü video olarak 5 Ocak 2013 tarihinde Youtube’da yayımlanmış. (http://www.youtube.com/watch?v=mDxegDSkkDM) Büyük ihtimalle o günlerde yani 2013 yılının başlarında yapılmış.

Hüseyin Aygün ile Güneş adındaki yaşlı kadın arasında geçen konuşmada daha çok 1938 Dersim katliamından söz ediliyor. Yaşlı kadın, düzgün ve anlaşılır bir Kırmanccayla Dersim-38 ile ilgili anılarını anlatıyor. Dersim Mamekiyeli yaşlı kadının kullandığı Kırmancca (Zazaca) ile örneğin en uzak yerde, Lice bölgesinde kullanılan Kırdkî (Zazaca) arasında herhangi bir fark yok. Ama Hüseyin Aygün’ün konuştuğu Kırmancca, aynen Almanya’da doğmuş büyümüş üçüncü kuşak Türklerin konuştuğu Türkçe gibi bozuk, suni/naylon bir dildir.

Sohbetteki ilginç durum, Dersimli Kırmancların Kürt olmadığı, kendilerini Kürt olarak tanımlamadığı iddialarına kanıt aramak için yola çıkan Aygün’ün, Dersim-38 katliamıyla ilgili konuyu değiştirip, konuştukları dilin ve mensup oldukları milletin kim olduğu konusunda kadına sorduğu sorulara aldığı cevaptır.

Diyalogların tümünü orijinal şekliyle aşağıda veriyorum ancak burada sadece ilgili diyalogları Türkçeye çeviriyorum:

H. Aygün: Dilimizin adı nedir? Dilimize ne diyoruz? Adı nedir?

Güneş: Adı mı? Biz “Kırmancca konuşuyoruz”, derler. Adı ne ola ki?!

H. Aygün: Peki, milletimizin adı nedir?

Güneş: Milletimizin adı KIRMANC’dır. (Tereddütsüz bir şekilde söylüyor.)

H. Aygün: Kırmanç, ne anlama geliyor?

Güneş: Hı?!

H. Aygün: Yani “biz Kırmancız diyoruz”..

Güneş: He!..

H. Aygün: Kırmanç ne anlama geliyor, hangi anlamda Kırmanç diyoruz?

Güneş: Hayda! Ne deniliyor ki? “Biz Kırmancız” diyoruz. Eğer Türkler olsa, “Biz Kürdüz” deriz.

H. Aygün: Aaaha ha ha ha!... (Aygün, burada madara oluyor. Hesabına gelmediğinden, tepkili bir şekilde kahkaha atıyor.)

Güneş: Kürt demeseler, Aleviyiz derler, Alevi de diyorlar.

H. Aygün: Evet, tamam! Sen fikrini serbest söyle, merak ediyorum. Evet! Eğer Türkçe konuşursak, biz Aleviyiz diyorlar değil mi, öyle diyorsun?! (Zorlayarak kabul ettirmeye çalışıyor. "Kürt" sözcüğünü karambole getirip, yerine "Alevi" sözcüğünü öne çıkarıyor!)

Güneş: Hi! Tabi.

* * *

Güneş adlı yaşlı Kürt (Kırmanc Kürdü) kadının Hüseyin Aygün’e söylediklerini, on yıllarca önce Dersimli yazarlardan Mustafa Düzgün de şöyle yazmış:

Dersim halkı nesep (soy) bakımından kendisine 'Kırmanc' der. Başka adları kullanmaz. Diyelim ki yabancı birisi ya da Dersimli olmayan birisi dil sürçmesiyle bir Dersimliye 'Zaza' derse, Dersimli buna kızar, 'Hayır, ben Zaza değilim, Kırmancım' der. Gerçek olan şu ki Dersimli Kırmanclar hiçbir zaman kendilerine 'Zazayız' demezler....

... Yine Dersim halkı atalarının topraklarını, Kırmancların ülkesini de 'Kırmanciye' diye adlandırır. Ama Türkçe olarak ya da başka bir yabancı dille ülkelerinden bahsedince 'Kürdistan' derler. Örneğin Dersim'in bilgin, şair ve kahramanlarından olan Alişêr, 'Dersim Türküsü'nde 'Kürdistan' sözcüğünü kullanır. Yine Dersim Kırmancları, Kürdistan'ın özgürlüğü için Türk Devleti ve Avrupa devletlerine gönderdikleri telgraf ve dilekçelerin tümünde ülkelerini 'Kürdistan' diye adlandırmışlardır. Dersim'de 'Kırmanciye' ve 'Kürdistan' sözcükleri arasında hiç fark yoktur... Yine Dersim'de ülke adı ya da 'Kırmanciye' ve 'Kürdistan' sözcüğü, sadece Dersim için değil, ister 'Kırmanc' ister 'Zaza' ister 'Kur' veya 'Kurd' olsun, bütün Kürt ulusunun ülkesinin adı olarak kullanılır.(M. Dûzgûn, "Torêy ve Adetê Dersimi", Berhem (kovara lêkolinên cıvaki û çandi), Stockholm, no: 1 (Şubat 1988), s. 37) 

Kürtlerin Kurmanc, Zaza, Soran, Goran ve Lur olarak adlandırılan farklı toplumsal gruplardan, Kürtçenin de bu grupların konuştuğu farklı lehçelerden oluştuğunu hep söylüyoruz. Bu farklı toplumsal grupların her birisi de birkaç farklı isimle adlandırılıyor. Örneğin, daha çok dışarıdan “Zaza” olarak adlandırılan Kürt toplumsal grubuna mensup olanların kendileri, farklı bölgelerde kendilerine “Kırd”, “Kırmanc”, “Dımıli” ve “Zaza”, konuştukları dile de “Kırdki”, “Kırmancki”, “Dımılki” ve “Zazaki” diyorlar.

Kürt grupları, birbiriyle münasebetlerinde daha çok kendilerini grupsal adlarıyla tanıtırlar. Örneğin, Kurmanclar diğer gruplarla münasebetlerinde “Biz Kurmancız”, Zazalar “Biz Kırmancız, biz Kırdız, biz Dımıliyiz”, Soranlar “Biz Soranız”, Goranlar daha çok “Biz Hawramiyiz” ve Lurlar da “Biz Bahtiyariyiz, biz Feyliyiz”… derler. Ama diğer milletlerle, örneğin Türklerle yada Fars ve Araplarla konuşurken “Biz Kürdüz” derler. Tıpkı Dersim-Mamekiye Şêxank Mahallesi’nden Güneş ninenin Hüseyin Aygün’e net bir şekilde söylediği gibi. 

Bunu, biz kendi kesemizden söylemiyoruz veya herhangi bir sabit düşüncemize sahte kanıtlar üretmek için icat etmiyoruz. Halkın kendisi kendini tarih boyunca hep böyle tanımlamış. Biz de bunun böyle olduğunu sahih delilleriyle ortaya koyuyoruz. Ama son yıllarda ortaya çıkan kimi kişilerin farklı amaçlarla, örneğin Kürtlerde kimlik bunalımı yaratmak için bir nevi “kontra” faaliyetlerde bulunarak, kendini “Kırd”, “Kırmanc”, “Dımıli” ve “Zaza” olarak adlandıran grup için sadece “Zaza” adını öne çıkararak, onların Kürt olmadığını iddia ediyorlar.

Bu, büyük bir haksızlıktır! Bu, Kürt düşmanlığıdır; milletine, milliyetine, soyuna, diline ihanettir. Bu kişilerin, kendileri Zazaca için hiçbir çaba harcamadıkları halde en çok da biz Zazacayı yaşatan, geliştiren, Zazaca edebiyatını oluşturanlara karşı düşmanlık yapmaları, hakaret ve küfür etmeleri zaten durumlarını izah ediyor. Fakat ne yaparlarsa yapsınlar, bir türlü Zazaların Kürt olmadığı iddialarına herhangi bir delil bulamıyorlar, bulmuş değiller. Olmayan şeyin delili nasıl bulunur ki?! Tam tersine, videoda Aygün örneğinde görüldüğü gibi, “Zaza” diye adlandırdıkları grubun, kendilerini Kürt olarak tanımladıkları yüzlerine tekrar tekrar tokat gibi çarpıyor.

Öte yandan misyonerlik vakfı üyeleri olan kimi Alman misyoner akademisyenlerin “beş-on izole sözcüğü” esas alarak sahte dil tasnifleriyle de bir milletin inşa edilemeyeceği zaten ortadadır.

Videoda geçen sohbetin dökümünü tam olarak veriyorum:

1.20130817082214..jpg

Guneşe: Otuz sekiz de [ez] hîrêserrî, çarserrî eştbîyo. Yanî çarserre eştbîyo; nîya doman bîyo, yeno mi vîr. Qowxê otuz sekiz, mesela, se kerdêne, çitur remê, têde mi vîr der o.

H. Aygun: To eve tçimûne ho qirkerdene dî? (Cinîke vana “xo”, o vano “ho”.)

Guneşe: Nê nê!

Keso ke nêaseno: Seksen yaşındadır a.

Guneşe: Hetê ma qir nêkerdî.

Keso ke nêaseno: Seksen yaşındadır tam.

H. Aygun: Hetê sima de se bî? Ala tenê qesey ke.

Guneşe: Rema! Ancax remayêne kowtêne birro. Başqe teba nêbî. Başqe, hetê ma teslîm bî. Uwe ra bover, uwe ra naver qir kerdî!

H. Aygun: Ya.

Guneşe: Na hate, mi nêdî. Ama ha het! Hetê ma de teslîm bî. Keşî emin nêkerd.

H. Aaygun: Ti, ti wortê birrû de mend?

Guneşe: Wertê birron de kî mendo, axuron de kî mendo. Moa ma, ma kerdêne virada xo, gurtêne berdêne ortê birron de nêne ro, xo rê ma uca de mandêne. Di tenî kî mi ra qickekî estibî, xo rê leyê înon de vinetêne ke yanî çenikê ez înon ra pîl o, qaytê înan bî, halbukî yox! Muxtarê ma, köylî, mesela, xapitê guretê ardê dewe. Qandirmîş kerdî yanî.

H. Aygun: Ya ya, ez zonen.

Guneşe: Eke bêrê dewe, bêrê dewe. Orman de mevinderê, şima qir kenê! Yoxsa orman de vindenê. Xapitî ardî dewe îşte.

H. Aygun: Kamji dewe, ardê kamji dewe?

Guneşe: Pozvank de.

H. Aygun: Pozvenk. Ya. (Cinîke vana “Pozvank”, o xeripneno keno “Pozvenk”. Sey tirkan vano!)

Guneşe: Yanî Pozvank.

H. Aygun: Sima Pozvenk de teslîm bî? (Cinîke vana “şima” o vano “sima”.)

Guneşe: He. Ma, îşte Qendol be Pozvank jû yê, jûbîn ra nizdî yê. Tornova’nın karşısında.

H. Aygun: Ya ya, zonen zonen. Pekî ti şîya surginîye?

Guneşe: Nê! Surgin, ez nêşîyo.

H. Aygun: Teslîm ra tepîya se bî?

Guneşe: Teslîm bîyî, îşte ma daha serbest bîme, teslîm bîme yanî. Nêramayme, daha xo nêdardîme we, xo wertê eskeron de bîme yanî zaf, he.

H. Aygun: Milet şî dewa ho, o are de?

Guneşe: He, her kes şi dewa xo îşte, va ke, dew de birron de bimanê se, şima qir kenê, qumtanê ê eskeron ma rê va, pîyê mi ra vatibî. Îta dew de xo medarê we, dew de mevinderê, sima qir kenê, şêrê, her kes şêrê dewanê xo. Onun îçîn, her kes molê xo, dewarê xo, çolix-çocixê xo top kerd têpa berd dewe.

H. Aygun: Kêş qir nêkerd? (Cinîke vana “kes” o vano “kêş”.)

Guneşe: Nê! Hetê ma kes qir nêkerd. Surginî kî nêberdî. Teslîm bî, daha şey xo, qaçtî!

H. Aygun: Pekî, namê to yo xêr tçik o? Nîyajnî.

Guneşe: Namê mino xêr? Guneş a.

H. Aygun: Guneş a?

Guneşe: He. Guneş a.

Guneşe: (Huyena) … Kırmanc… gureto namê mi Guneş no pira!

Kesa ke nêasena: (…)

H. Aygun: Nika nifis de beno, “Tîj”.

Guneşe: Yox!

Kesa ke nêasena: (…) Aynıdır.

Guneşe: Nêdanê! Vermezler.

H. Aygun: Ya, ya donê donê, zonen. Tîj serbest o. Çênekan rê donê.

Kesa ke nêasena: (…)

Keso ke nêaseno: Heştay der a, heştay der a.

H. Aygun: Heştay. Dewa-dewa heştay esta.

Guneşe: He, hi!

H. Aygun: Namê na zonê ma tçik o? Ma zonê ho ra se vame? Namê ho tçik o?

Guneşe: Namê xo? Vanê ma kirmanckî qesey keme. Namê xo çik o ke?!

H. Aygun: Pekî, namê miletê ma tçik o? (Cinîke vana “çik”, o vano “ik”.)

Guneşe: Namê miletê ma: KIRMANC.

H. Aygun: Kirmanc yeno tçi mana?

Guneşe: Hi!

H. Aygun: Yani ma ke kirmanc vame, kırmanc yeno tçi mana?

Guneşe: He!..

H. Aygun: Kirmanç yeno tçi mana, tçi mana de vame ma kirmanç?

Guneşe: Hew?!.. Çi vacîno ke?! Vanê, ma kirmanc îme. Eke tirk bî se, vanê ma kurdî me.

H. Aygun: Aaaha ha ha ha! (Madara beno! Coka bi hirehir huyeno!)

Guneşe: [Eke] kurdî k’ nêvame, vanê ma alevî me, alevî kî vame.

H. Aygun: Ya, temam. Ti fikrê xo serbest vaze, ez meraq kon. Ya. Eki tirkî ma qesê kerd, vame alevî me he, hen vana? (Bi zor pê dano qebulkerdene! Çekuya “kurd” dekeno qerembol de, çekuya "elewî" aver dano!)

Guneşe: Hi! Tabî.

Na xebere 8858 rey wanîyaya
ŞÎROVEYÎ
huseyin aygün
brahim xelil
zazalar kürt değil diyenleri vekil yapıyorlar, rektör yapıyorlar, bölüm başkanı yapıyorlar... aygün gibilerin olması normaldir...
17 Adare 2015 Sêşeme 09:24
Polat
Balî
Bira Husen
To bi zanê, ma to ra rajî mê heqq rajî bo!
La xo vîr ra meke: persê ma kirmancan ebi Kurd û Kurdistanîya nêbî, nêbeno kî! La hewrê adirê 38 û 94 hona Eersîmî sero yo.
Xo vîr ra meke tîjîya hukumranan ma re nêbîya, qi nêbîya, la çuya înan kî qi ma ser ra kêmî nêbî.
Raver înan ra pers ke bado kird û Kurdistan ra kî çi wazena bê pers bikê! Îna qi cayê nêsonê.
19 Tebaxe 2013 Dişeme 13:31
kurd
dersim
Nîyetê aygunî xiravin o, ama waxto ke Gunes xanime vana ma kirmancî hasa sima ra sas beno, jê herî gosanê xo verdano ro vindeno.
18 Tebaxe 2013 Yewşeme 22:29