zazaki.net
18 Oktobre 2018 Panşeme
Girdîya Karakteran : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
16 Êlule 2018 Yewşeme 13:02

Bitlis’e tütün ne zaman geldi?

Baran Zeydanlıoğlu

İspanya kralının yardımıyla Hindistan’a denizden ulaşmak için yola çıkan İtalyan Kristof Kolomb, batıya giderek şimdiki adıyla “Tobago” olarak bilinen Karayipler’deki adaya 1492 yılında tesadüfen varır. Adaya çıkan Kolomb ve mürettebatına, adanın yerli halkı tarafından kurutulmuş halde “tobago” diye adlandırdıkları bitki yaprakları hediye olarak sunulur. Adanın ismini bilmeyen Kolomb, kendisine sunulan “tobago” bitkisinden ötürü adaya TOBAGO adını verir. Kolomb’a sunulan ve bu “Yeni Dünya”ya ait olan bitki, biz “Eski Dünya” ahalisinin daha sonra “tütün” diye adlandıracağımız ve müptelası olacağımız bitkidir.

Tütün bitkisinin ilk olarak Avrupa kıtasına ulaşma tarihi olan 1559’da İspanyol kral II. Filip’in emri ile getirilir ve Toledo şehri kırsalında ekimi yapılır. Artık İspanya üzerinden tütün bitkisinin ünü yayılmaya başlar. İspanyol, İngiliz ve Venedikli tüccarlar tarafından tüm Avrupa’ya yayılan ve satılan tütün bitkisi ve yaprakları, o zaman Osmanlı idaresi altındaki, şimdiki Makedonya ve Trakya bölgesine 1500’lü yılların sonunda ulaşır ve akabinde Ege Bölgesin’de ilk ekim gerçekleşir. Şifalı bir bitki olarak sağlık alanında da kullanılan bu bitkiye ilk önceleri, “tabağa” adı verilir ama sonrasında “duhan” ve daha sonrasında da, “tüttürme”den dolayı tütün adı verilir.

1600’lerin ilk çeyreğinde tütüne Osmanlı padişahları tarafından yasaklar getirilmesinin nedenleri arasında ekonomik, siyasi, sağlıksal, tarımsal ve sosyolojik sorunlar vardır. Hatta 1633’teki Büyük İstanbul Yangını’na da tütün kullanımının neden olduğu belirtilmiş ve ahalinin tütün kullanımından dolayı kahvehanelerde boş zaman geçirerek tembelleşerek üretken olmamaları ayrıca gerekçe gösterilerek, IV. Murad tarafından tütün yasaklanır. Ancak yasaklamalar etkili olmadığı gibi hem üretimi hem tüketimini kontrol altına almak üzere, Osmanlı idaresi fetva çıkartırıp 1680’lerde de statüsüne resmiyet kazandırır.

Bitlis ve Muş başta olmak üzere Siirt ve güneyine tütünün gelişi 1690’lara rastlar. Çünkü 1700’lerin ilk çeyreğinde Kürd Beyliği idaresinde olan Bitlis ve Muş da dahil olmak üzere, bir çok şehirde Tütün Gümrükleri oluşturulmuş, tüm Osmanlı sınırları üçerisinde tütün ekimi ve işlemesi ile uğraşan kişi sayısı ise 1800’lerin ortalarında 150 bin kişiye ulaşmıştır.

Böylece hem tütün yetiştiriciliği hem tüketimi çok yaygınlaşır, geleneksel çarşı pazarlarda tütün ve tütün mamülleri, aksesuarları satışı ve kullanımı da gözle görülebilir bir şekilde günlük yaşamın bir parçası haline gelir. Bitlis çarşısı da dahil, ticaretin kalbinin attığı yerleşim yerlerinde tütün satılan ve satınalınan ilk mallar listesinde yerini alır. Halep’ten, Şam’dan, Erzurum’dan Tebriz’den gelip Bitlis’e uğrayan kervanlar her sene yüzlerce ton tütünü değişik pazar ve çarşılara taşırlar. 1800’lere gelinildiğinde, Bitlis tütününe olan talep ve bu ürünün ünü artık hem batıda hem doğuda oldukça ileri bir seviyededir.

Bitlis tütününün Bitlis ahalisi tarafından kullanımı da, 1700’lerin oratalarında gelinildiğinde artık kültürün ayrılmaz bir parçası durumuna gelmiştir, ki Bitlis çarşısı zanaatkarları ürettikleri qelûn (ince uzun Kürd piposu), gümüş tütünlükler ve diğer aksesuarlar ile nam salarlar. Şehrin çarşısında onlarca kahvehanede mokka, şerbet ve kahvenin yanında, tütün ve qelûn servisi de yapılması sıradan bir hizmet olarak yerini alır. 1838 yılında Bitlis’e uğrayan Amerikalı misyoner rahip Southgate, anılarında şöyle yazar:

“Şehrin hükümdarı olan Kürd Beyi’ni şehrin girişindeki handa buldum. Bey’in üzerinde boydan boya beyaz renkte bir kıyafet ve başında da onlarca rengarenk şalın sarılması ile oluşturulmuş bir sarık vardı. Sağlıklı, temiz ve düzgün bir yüze sahip olan bu genç Kürd Beyi, beni oldukça sıcak bir şekilde karşılayarak oturmam için yanındaki bir köşeyi işaret etti.

 Bey, klasik sorular olan ‘nerelisin, hangi şehirdensin, ne yapıyorsun’ gibi soruları soyarken, Bey’in adamları da hemen kahve ve qelûn (Kürd piposu) getirdiler bizlere.’(Bkz. Bitlisname)

Osmanlı idaresi tarafından alınan bir karar ile 1862 senesinde “İnhisar Kurumu” yani “Tütün, Tütün Mamülleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş.” olan “TEKEL” kurulur. Daha sonra Tütün Rejisi’ne devrolan bu kuruluş, 1925’te de millileşir.

Osmanlı idaresi, 1874 yılında yayımladığı “Duhan (Tütün) Resmi Hakkında Nizamname” ile tütün fiyatı tespitini çiftçi ve tüccarın inisiyatifine bırakır. 

Düyun-u Umumiye adına Osmanlı kentlerinin ekonomik, sosyal ve kültürel envanter çalışmalarını yapmakla görevlendirilen Fransız yazar ve araştırmacı Vital Cuinet, 1889 yılında yaptığı araştırmada Bitlis Vilayetindeki tütün üretimi için şöyle yazmıştır:

Bitlis ve Muş sancaklarında tütün yetiştiriciliği çok yaygındır. 1889 yılında Muş’ta 1050 tütün tarlası 1350 dönüm üzerinden, resmi kayıtlara göre, 100.000 kilogram toplam ürün vermiş. Bölgedeki güvenilir üreticilerin kaynaklarından öğrendiğimize göre, belirtilen bu resmi verilerin gerçekte ikiye katlanarak okunması gerektiğiymiş.

Her ne kadar tütün ekimi ve yetiştiriciliği çok hatalı ve düşük verimle yapılıyor olsa ve yerel ahali tütün kalitesi ve tadından pek anlamasa da, son dönemde geliştirilen ve uygulanan yöntemlerle daha kaliteli tütün yetiştirilmeye başlandığı gözlenmektedir.

Cuinet sadece Mutki ve Hizan’ın 1889 yılında 130 ton tütün yetiştirdiklerini aynı raporunda belirtir.

1920’lerin sonuna doğru artık Türkiye Cumhuriyeti devleti tütün üretimi ve satışını kontrol altına almak için kurumlar ve şirketler kurmuş, reklam ve kampanyalarla üretilen tütünü Avrupa’ya ve dünyanın diğer yerlerine pazarlamaya reklamları ile başlamıştır. Tütün ve sigara reklamlarında yer alanlardan biri de Bitlisli Kürd Zaro Ağa’dır, 160 yıl yaşadığı belirtilen bu yaşlı Bitlisli’yi Türk, Macar ve İngiliz tütün ve sigara şirketleri reklamlarında kullanmışlardır.

Bitlis ve civarından tütün temin eden bir İngiliz şirketi olan Major Daykin Tobacco da, her sene geleneksel olarak ürettiği kibrit kutusu yüzü görselinde, Kürd kızlarına yer vermiştir.

1940 yılında üretime giren Bitlis’in ilk sigara fabrikası onbinlerce kişinin geçim kaynağı olan tütün yetiştiriciliği için de büyük bir adım olur. Bitlis tütününün varolan bölgesel ünü, artık bölgelerarası ve hatta yabancı şirketler aracılığıyla ihraç edildiğinden, uluslararası bir üne kavuşur. Dünyaca ünlü Camel sigara markası da çok iyi bir kaliteye sahip olan Bitlis tütününü dünya pazarlarına “Turkish Tobacco” ibaresi ile pazarlar. Avrupa’nın tükettiği tütütünün % 90’ı Türkiye’den temin edilirken, bu oranın en büyük yüzdesini Bitlis ve civarı tütün sağlar.

1983’te açılan ikinci fabrika ile artık bölgede 100 binin üzerinde insan tütün ve tütün mamulleri odaklı bir gelir kaynağına sahip olurlar. 1983 yılında sigara sektöründe ilk kez TEKEL haricinde, hisselerinin çoğunluğu Rothmans Şirketi’ne, azınlık hisseleri ise Bitlis’teki girişimcilere ait olan ve üreteceği sigaraları ihraç etmesi şartıyla “Bitlis Entegre Sanayi AŞ-BEST”  kurulur. 1988 yılında ise TEKEL % 25 hisse ile bu kuruluşa ortak edilir ve BEST tarafından üretilen sigaraların yurt içinde pazarlanmasına izin verilir.

Ancak bu fabrikaların varlıkları uzun sürmez, ilk etapta Bitlis Sigara Fabrikası daha sonra TEKEL (2010) ardı ardına kapatılınca 600 işçi işsiz kalarak Bitlis’ten göç etmek zorunda kalır. Fabrikaların kapanması ile birlikte 30 binin üzerindeki tütün çiftçisi de büyük bir ekonomik darbeye maruz kalır. Bitlis’in ünlü sigara markalarının üretimleri durdurulup fabrikalarının da kapatıldığı gibi, tütün üreticilerine de önce kota sonra da sözleşme getirilip tek alıcıları yabancı (Amerikan) şirketleri bırakılır. Onlar da zamanla Bitlis tütününe gereken ilgiyi göstermediklerinden, tütün üreticiliği büyük bir çöküş yaşar. Böylece bir zamanlar Bitlis ve civarında en büyük tarımsal geçim kaynağı olan tütün yetiştiriciliği, günümüzde bütünüyle sona ermekle yüzyüze gelir.

__________ 

Kaynaklar:

-The history of tobacco

- Tarih Haber – Tarihi Peçevi

-19. Yüzyılın İkinci Yarısında Bitlis ve Tütün, C. Yapıştıran

-Tekel’in Özelleştirilmesinin Düşündürdükleri, A. Atalık, Bağımsız Dergisi

-Bitlis Vilayet Raporu, 1892, V. Cuinet

- Sara Distribution arşivi

____________
Makalenin alındığı kaynak: www.bitlisname.com

Na xebere 220 rey wanîyaya
No nuşte hema şîrove nêbîyo.